17 Eylül 2016 Cumartesi

Marie Claire Fransa Röportajı (Aralık 2015)

Geçtiğimiz yaz Seul'de çekilmiş resimlerde kot pantolon ve tişört giyerken görülüyorsun. Sofistike bir elbise giydiğin ve Chanel'in ilham perisi olduğun zamanlarda bile kendine sadık kalıyor musun?

Ben asla kendimden ödün vermem. Herkes gibi ben de sık sık kot pantolon giyiyorum. İyi giyinmekten keyif alan insanlar bile bunu her gün yapmıyor. Sofistike ve şık giyindiğim zaman farklı biri olmuyorum. Herhangi bir şeyi açığa vurmaya çalışmıyorum, numara yapmıyorum, oyun oynamıyorum. Sadece insanlara başka bir yönümü gösteriyormuş gibi hissediyorum. Bazen kıyafetler insanlara sizin hakkınızda kimsenin bilmediği şeyler gösterir.

Yanında olmadan seyahat edemeyeceğin bir eşyan var mı?

Evet, var. Chanel marka gitar çantam. Seyahat çantası olarak da kullanıyorum çünkü onun gibi bir seyahat çantası bulmak benim için oldukça zor. Gerçekten çok cool bir çanta!

Geçtiğimiz Temmuz ayında Chanel'in Le Grand Palais'teki kumarhaneye dönüştürülmüş moda defilesindeydin. Bu tarz bir etkinliğin yıldız konuğu olmak nasıl hissettirdi?

Defile başlamadan hemen önce çok gergin hissediyordum, hasta olacak derecedeydim! Ama sonra müzik çalmaya başlar başlamaz yürümeye başladım ve her şeyi unuttum. Artık orada değildim, sadece sol tarafımda büyük bir hikaye yer alıyordu. Gerçekten sevmiştim. Daha önce hiç tiyatroda oynamadım, ama orada kendimden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim. Bir karakter canlandırıyormuş gibi oyun masasında oturuyordum ve sahnede yürüyen mankenleri göremiyordum. Defile sonrasında internetten koleksiyonun tamamına baktım tabii ki.

Moda defilelerine katılmaktan hoşlanıyor musun?

Normal bir defile süresince insanlar telefonlarıyla kendi fotoğraflarını çekerek vakit geçiriyor ve ajanslarına 'Bu parçayı istiyorum, umurumda değil, bu parça benim olmalı' gibi mesajlar yolluyorlar. Bunu asla yapmam. Moda defilelerinin tamamı bir hikaye gibi. Bütün o tema gösterinin en çekici kısmı.

Chanel için Karl Lagerfeld'in ilham perisisin. Neden seni seçtiğini düşünüyorsun?

Dürüst olayım mı? Ben de bilmiyorum! Karl'la birbirimizi gerçekten sevdik ve bu doğal bir işbirliği oldu. Fakat ayrıca gerçek bir sanatsal anlayışa sahip olan kompulsif sanatçıların birbirlerine çekildiğine inanıyorum. Karl gibi insanların bu dünyada var olmalarının sebebi ne yaparlarsa yapsınlar bunları gerçek aşkla yapıyor olmaları. Açıkça ve yüksek sesle düşüncelerimi dile getiriyorum, bu konuda oldukça samimiyim ve gerçek bir özgürlüğe sahibim; bu benim sanatsal bütünlüğümün toplamı bu.


Oyuncusun, ayrıca yazma işiyle uğraşıyorsun ve gitar çalıyorsun. Patti Smith'e Interview dergisinde bir cevap vermiştin: kendini "total sanatçı" olarak tanımlıyorsun. Bu ne anlama geliyor?

Sanatçı birinin kendini ifade etmekten başka çaresi yoktur, arkasında bir şeyler bırakır, diğer insanlar bunu değerlendirir ve istedikleri şekilde bunu tüketirler. Eğer bir sanatçı olarak görülmüyorsam bu umrumda olmaz, herhangi bir şey yaratmadım, yine de bazı oyuncuların gerçek sanatçı olduğuna inanıyorum. Sanatçı olmak belki bir fikirdir; bunu sadece derine bakarsan anlayabilirsin. Her gün yeni bir şeyler bulmayı denersin, daha önce farkına varmadığın bir şeyleri tanımaya çalışırsın. Bu sürekli devam eden bir savaş; bu tam da Karl'ın yaptığı şey. Siktir et, sen sadece işini yapan insanlarla bir rekabet içindesindir. Bir sanatçı arkadaşlarına şiirsel kısa mesajlar yollayıp evrenin "neden"ini ve "nasıl"ını sorabilir. 

Bu röportajda ayrıca yazdığın filmi yönetecek birini aradığını söylüyorsun. Röportajı okuyunca "Bu kadın kabilesini (kendi insanlarını) arıyor," diye düşündüm.

Kesinlikle. Bu çok komik çünkü Patti Smith de ilk kez bir partide tanıştığımızda bana bunu söylemişti. Onu tanımıyordum ama ergenliğimden beri onu kendime idol olarak görüyordum. Kendimi iyi hissetmiyordum, garip bir ruh hali içerisindeydim. O geldi ve "Merhaba, Nasılsın?" dedi ben ise "Evet, iyiyim," diye cevapladım. O an resmen aklımı okudu: "Pek iyi hissetmediğini biliyorum, senin insanların senin için burada, sadece bunu bilmeni istiyorum," dedi. "İnsanlarım," dedim. Anında ne demek istediğini anladım, insanların yarattığım bir şeyin etrafında bana çekildiğini kastediyordu. "Şu anda üzgün olabilirsin ama insanların burada ve sen onları bulacaksın," dedi. Çalışmaya dönmek gerektiği ve kendimi biraz kötü hissettiğim bir dönemde Karl da aynı şeyi bana söylemişti. "Burada, seni gerçekten seven insanlarla birliktesin." Ne büyük bir rahatlatma! Teşekkür ederim! Bu çok havalıydı yani onun gibi birinin bana böyle bir şeyi söylemesi, çünkü o tam bir sanatçı lan. Bu kendi insanlarını, kabileni bulduğun anlamına geliyor. Dürüst olmana izin verecek insanları bulmalısın.

Hollywood'un iğrenç ve cinsiyetçi olduğunu söyledin. Her aktris aynı şeyi söylüyor.


Aktris? Aktris yerine kadın demelisin: her kadın aynı şeyi söylüyor.


Haklısın. Şu an Hollywood'da kadın olmak ne anlama geliyor?

"Eşit" sayılmak - ki burada tırnak işaretletini özellikle kullanıyorum - çok yeni bir şey. Durum iyiye gidiyor, tüm bunlar gerçekten kısa bir zaman diliminde gerçekleşti. Ama oturduğu yerden sürekli şikayet eden ve eşit olmayan konular hakkında sızlanan kadınlar gerçekten tembeller. Bazıları maaş koşullarını, fırsatlarını gerçekten değiştirmek istiyor ve bunun için savaşıyor. Eğer tam olarak ne istediğini biliyorsan, senin için en iyi olanı almak zorundasın. Bu size verilmemeli. Kollarını bağdaştırmış bir şekilde sandalyende otururken "Ah bu hiç adil değil. Kadınlar hak ettikleri rolleri alamıyorlar," demek işe yaramaz. Git bir senaryo yaz veya başka bir şey yap. Aynı zamanda eğer bu endüstrideki eşitliği fark etmiyorsan gerçekten tam bir ahmak ve aptal olmalısın. Bu çılgınca bir durum: film endüstrisi tamamen erkekler tarafından ele geçirilmiş durumda. Ama hırslı ve yaratıcı kadınlar bunu değiştirebilir.

Ama aynı zamanda bu endüstride çoğu kadın erkeklerin onlardan yapmasını beklediği şeyi yapıyor: seksi oluyor, onları memnun etmek için belli bir şekilde davranıyor, baştan çıkarıyor...

Kesinlikle! Ve bu oldukça doğal bir durum. Kadınlar erkekleri sever, onları cezbetmek ve onlar tarafından kabul görmek istiyorlar. Kendinizi duyurmak için odadaki en gürültülü insan olmanız gerekmiyor. Bazen sadece zaten elinizdeki kartlarla oynamak, sakince ama ciddiyetle konuşmak gerekiyor. Eşitliğe ulaşmak biraz zaman alacak, ama belki sonunda hepimiz birbirimizi seveceğiz. Benim jenerasyonuma baksana, bu artık daha sık gerçekleşen bir durum.

İsyankar geçmişine baktığımda yakın zamanda "hepsini siktir et" demişsin. Peki şu andaki motton "hepsini siktir et" mi yoksa "tek ihtiyacım olan şey sevgi" mi?

"Tek ihtiyacım olan şey sevgi."

*Röportaj telefon ile yapılmış.


Dergi Taramaları


imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com


5 yorum:

  1. Artık eskisi gibi siteyle ilgilenmiyorsunuz. Kristen hakkında en güncel haberleri bu mecradan öğreniyorduk.Acıkcası cok keyif aldığım bir blogdu. Uzun zamandan beri yazmak istedim ancak bir süreliğine ara verdiğinizi düsünmüştüm. Sanırım eskisi gibi tekrar güncellenmeyecek artık blog?

    YanıtlaSil
  2. evet bende merak ediyorum acaba neden güncellenmiyor artık blog? Kristen artık ergenlere hitap etmediği için olabilir belkide.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Havvanur ve F.U,

    Öncelikle sitemize olan ilginiz, alakanız ve düşünceleriniz için teşekkür ederim. Sorunuzun cevabına gelecek olursam aslında sizin de tahmin edebileceğiniz basit bir yanıtı var. Hayat. 2009-2016 yılları arasında gerek ben gerekse bu bloga katkıda bulunan diğer arkadaşlarım çok fazla emek verdik. Zamanımızın yanı sıra yeri geldi eğitim hayatımızda, aile hayatımızda ve özel hayatımızda fedakarlıklarda bulunduk. İngilizce bir blog yönetiyor olsaydık belki daha kolay olacaktı her şey ama biz A'dan Z'ye her şeyi Türkçeleştirerek sayfalarca çeviri yaparak bu siteyi yönetmeye ve sürdürmeye çalıştık. Ancak her şeyde olduğu gibi bu serüvenin de bir sonu olacaktı. Şahsen kendi adıma kendime daha fazla vakit ayırabilmek, eğitim hayatıma daha fazla odaklanmak ve kariyerime yoğunlaşmak adına bu siteyi bırakma kararı aldım. Son birkaç yıldır siteyi Cansu arkadaşımla birlikte yönetiyorduk ve onun da benim gerekçelerime benzer gerekçeleri söz konusuydu.

    Neden bir açıklama yapma gereği duymadınız sorusunu duyar gibiyim. Onun da cevabı aslında oldukça basit. 7 yıl boyunca biz bu siteyi takipçisi olsun olmasın, acaba yaptığımız işi gören var mı, bize destek oluyorlar mı diye düşünmeden sürdürdük. Çoğu zaman takdiri bırakın olumsuz tepkilerle karşılaştık, yaptığımız her şeyi eleştiren insanlarla karşılaştık. Çevirilerimizin çalınıp çarşaf çarşaf Facebook sayfalarında izinsiz ve kaynaksız bir şekilde paylaşıldığına şahit olduk yıllarca. En üzücü yanı da şu ki söz konusu kişiler, sayfalar bizden daha fazla takdir gördüler. Evet Blogger'ın İstatistikler sekmesinden birilerinin bu siteyi takip ettiğini görüyorduk ama aylarca tek bir yorumun dahi yazılmadığı zamanlar çok oldu. Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka? Evet biz belki takdir görmek için bu siteyi devam ettirmedik ama bu tepkisizlik bir süre sonra bu herkesi rahatsız eder. Bizi de yeri geldiğinde rahatsız ettiği zamanlar oldu. Yine de işimizi yapmaya devam ettik. Blog hala aktifken çoğunlukla geri dönüş almadığımız için bırakma kararımızın da geri dönüş alacağını düşünmedik ve bir açıklama yapmama kararı aldık. Yani anlayacağınız bu serüvene nasıl başladıysak aynı şekilde sessiz sedasız bitirdik.

    Kristen Stewart ortak paydası altında buluştuk, çok güzel zamanlarımız da oldu çok sıkıntılar çektiğimiz, biz bu bloga niye devam ediyoruz dediğimiz zamanlar da oldu. Ancak şuna da açıklık getirelim biz kendimize Kristen Stewart hayranı derken onun doğrularını da yanlışlarını da görüyorduk ve yeri geldiğinde ona tam destek olurken yeri geldiğinde eleştiriyorduk da. Siteyi bırakmamızın sebepleri arasında Kristen'ın kariyerindeki veya özel hayatındaki gelişmelerin hiçbir etkisi yok. Öyle olsaydı 2012'den sonra zaten bu bloga devam etmezdik.

    Bu blog bir yere kadar gidecekti ve bize göre çok da uzun süre gitti. Ancak bir yerde bu serüvenin bitmesi gerekiyordu ve bitmesi gereken yerde de bitti. Umarım bu sorularınıza ve kafanızdaki soru işaretlerine iyi bir yanıt olmuştur.

    Son olarak sevgili F.U. "ergenler" derken kime hitap ediyorsun bilemiyorum ama ben 27 yaşındayım ve bu siteye başladığımda 20 yaşındaydım. Ergenlik çağını çoktan geride bırakmış biri olarak ve senin de geride bıraktığını varsayarak eleştiri üslubunu biraz daha geliştirmeni tavsiye ediyorum.

    Sevgiyle kalın,
    Fatma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba.

      Aslında Fatma söylenecek her şeyi söylemiş ama hem ona katıldığımı söylemek hem de bu işin gönüllük üzerine kurulduğunu hatırlatmak istedim. Takdir edersiniz ki herhangi bir anlaşma vs durumu olmadı. Hayatımızın o dönemlerinde burası ile ilgilenebilecek durumdaydık ve ilgilendik. Şu an şartlarımız daha farklı. Hem aksi de olabilirdi. Kristen'dan soğuyabilirdik. En nihayetinde hepimiz insanız ve her zaman aynı şeyleri hissetmiyoruz. Biz burayı bir işten çok, keyif aldığımız bir yer olarak düşündük. Sizin de öyle gördüğünüzü, anladığınızı umut ediyorum.

      Geç gelen ilginiz için ise çok teşekkür ederim. Sevgiler.

      Sil
  4. Kendi adıma konusacak olursam benim için de boş zamanlarımda burada olmak,iki satır bir sey okumak,Kristen hakkında yeni şeyler öğrenmek çok ama çok keyifliydi.Dediğiniz gibi biz takipçiler için acıp okumak,bu blogu takip etmek kolay ancak sizler için çok emek verici bir sey olduğu aşikardı.Emekleriniz için,güzel açıklamanız için tesekkür ederim Fatma ve Cansu!Farkli bir blog altında belki tekrar bulusuruz :)Hayatın akışı sürprizlerle dolu,belli mi olur :)

    YanıtlaSil