24 Haziran 2015 Çarşamba

Elle Amerika Dergisi Röportajı (Eylül 2014)

Bella'nın sürekli gülümseyen bir karakter olmaması hakkında:

"[Bella] Kitapta gülümsemiyordu. Sanırım stüdyo yöneticileri de bu konuda biraz endişeliydi. Çünkü özellikle büyük filmlere baktığınızda kızlar genellikle belli bir şekilde sürekli gülümsüyorlar ve sevimliler. Fakat onlara, hayır, hayır, üzgünüm ama bu endişe etmeniz gereken bir şey değil, olmamalı, dedim."

İnsanlara bakamaması hakkında:

"Yani, genel olarak insanlara bakamıyorsun?"

Kristen: "Bu durum bende takıntılı bir hal almaya başladı. Sürekli, insanlara bakamıyorum ama, diyorum. Cidden, normalde şu kızlara [hangi kızlardan bahsettiğini başıyla gösteriyor] dik dik bakıyor olurdum, ama onlara gözüm bile kaymadı."

Yabancılarla göz teması kurmaması hakkında:

"Yabancılarla göz teması riskine girmiyorsun, değil mi?

Kristen: "Doğru. Çünkü o zaman sana ulaşmalarına izin vermiş oluyorsun. Ama aynı zamanda, 'Ne yani kimsenin bana ulaşmasına izin vermek istemiyor muyum?' diye soruyor insan kendine. Ve dürüst olmam gerekirse insanlarla inanılmaz derecede samimi bir ilişkim var. Eğer biri gerçekten cool ve kibarsa ve sadece benimle konuşmak istiyorsa o zaman onunla takılır ve bütün gün sohbet edebilirim."

Çocuk yaşta oyuncu olmaya karar vermesi hakkında:

"Ailemle birlikte işe gitmek ve bir şeyler yapmak istiyordum. Ve bir çocuk olarak yapabileceğiniz tek şey aktör olmak. Sette çocuklar görmüş ve 'Bu da ne böyle? Neden onların burada olmalarına izinleri var?' demiştim."



Alacakaranlık filminin ne kadar büyük bir proje olduğunu fark ettiği an hakkında:

"Filmin vizyona girdiği gün New York Post'ta sanırım bir resmim vardı; merdivenlerde oturuyordum, eski erkek arkadaşımla birlikte pipo içiyordum ve köpeğimle birlikteydim. O resmi gördüğüm anda kahretsin, peki tamam, artık böyle şeyler hakkında daha dikkatli olmak zorundayım dedim."

Birden bire şöhreti bulmanın kendisine zor anlar yaşattığını itiraf ediyor:

"İnsanlar henüz bana alışmamıştı ve yerimi hak etmeden elde etmiştim... Cidden zor bir durumdu; röportaj verme konusunda iyi değildim. Gerçekten gergindim. İnsanlar bunu pek iyi karşılamadı."

İnsanları sürekli memnun etme eğiliminin olmaması hakkında:

"Yani eğer şu anda bir paparazziye fotoğrafımı çekerken gülümsersem - asla böyle bir şey yapmam o ayrı - insanlar beni ona göre yargılamaya başlar. Hemen 'ne oldu, onlara karşı koymaktan vaz mı geçtin? seni de mi satın aldılar?' demeye başlarlar. Ne istiyorsunuz yani? Ne yapmamı bekliyorsunuz?"

Tüm bunlara rağmen özel hayatının kendine özel kalmasının hala mümkün olduğunu söylüyor:

"Sadece çok dikkatli olmam gerekiyor. Tabii bu durum da hayatın spontan yanını bir nevi yok ediyor, ancak ben..." Kristen'a gelen mesaj kafasını karıştırıyor ve cümleye devam etmiyor.

Kristen kendi sınırlarının farkında:

"Bazı insanlar tamamen kendilerinden uzak bir karakter yaratmaya çalışıyorlar, ben başka biri olamam. Eğer canlandırdığım karakterin yaşadıklarıyla empati kuramıyorsam bu benim için bir sorundur. Ve bazen yönetmenler bana, bu sen değilsin Kristen, bu bir karakter, diyor ve ben de, bu bana söyleyebileceğin en bayat şey, diyorum. Bu benim. Benden başkası değil."

Jesse Eisenberg: "Adventureland'i çektiğimiz zaman, [Kristen] sahici hissetmediği an çektiğimiz sahneyi keserdi. Ve daha 17 yaşındaydı!"

Kristen kariyerinin doğal evrimi hakkında:

"Hayatımın hiçbir noktasında şöyle oturup da kariyerime nasıl devam etsem acaba diye plan yapmadım. Kariyerinizi belli bir yörüngeye oturtmayı düşünmeye başlar başlamaz - sanki belli bir ilgiyi veya trendi kaçıracakmış gibi düşünüğ hareket ederek - hiçbir şeyi kendiniz için yapmış olmazsınız. Tam tersine bilerek, isteyerek ve özellikle seyirciler için çalışmaya başlarsınız. Yani bir nevi kendinizi bir paket cipse dönüştürürsünüz."

Kaynak
Röportajın çevirisi blogumuz adına albert tarafından gerçekleştirilmiştir. İzinsiz veya kaynaksız bir şekilde başka platformlarda paylaşılması yasaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder