28 Eylül 2014 Pazar

Les Inrockuptibles Röportajı (Ağustos 2014)

"Kristen Stewart, boyun eğmeyen güzellik."

Kristen Stewart henüz 24 yaşında, fakat kendisi 10 yıldır bu işin içinde ve Avrupa sinemasına ilk adımını Olivier Assayas'ın Sils Maria'sı ile atıyor. Star statüsü konusunu hiç dert etmeyen bir aktrisle röportaj yaptık.

Birkaç asistan, iki basın danışmanı, bir koruma, bir makyöz ve onun her hareketini görüntüleyen bir kameraman: adeta etrafını çevreleyen donanmayla birlikte Kristen Stewart hızlı bir şekilde yürüyerek bize katılıyor. Alacakaranlık ile popüler olan çekingen kadın imajından çok uzakta olan "K-Stew" son derece kendinden emin, hatta neredeyse korkutucu görünüyor.

Olivier Assayas, Sils Maria'da onun star statüsüyle biraz oynuyor ve ona başka bir yıldızın (Juliette Binoche) kişisel asistanı rolünü veriyor. Zeki ve işgüzar [Kristen], David Fincher imzalı Panik Odası ile ilk çıkışını yaptıktan 12 yıl sonra Avrupa sinemasına güzel, birinci sınıf bir macera sunan karmaşık bir filmle takdire şayan bir yolculuğa çıkıyor. Özel jetle yaptığı yolculuk sırasında bize eğlenceli deneyimlerini anlattı.

Bir aktris olarak Olivier Assayas'ın Sils Maria'sında rol almanın senin için bir şeyleri değiştirdiğini hissediyor musun?

Kristen:
Hımmm... Hayır. Aslında beş Alacakaranlık filmi dışında birbirinden çok farklı filmler yaptım ve hepsi bir şeyleri değiştirdi. Sils Maria'da rol almış olmaktan dolayı çok mutluyum ama bu bir istisna değil.

İlk kez Cannes'a seçilmiş olmanın [Not: Burada küçük bir hata yapılmış, Kristen Cannes'a ikinci kez gitti] farklı bir zevki var değil mi?

Kristen:
Ah, eğer ondan bahsediyorsan evet, elbette harikaydı. ABD'de de Sundance ve benzeri iyi festivallerimiz var ama filmlerin bu kadar saf ve sağlam bir şekilde sevildiği esas yer Cannes. On yaşımdan beri çok sıkı çalışıyorum, bir aktris olarak işime yatırım yapıyorum ve buraya seçilmeyi bir başarı olarak değil büyük bir takdir olarak görüyorum.

Çok fazla sinemaya gidiyor musun?

Kristen:
Duruma göre değişiyor. Film çekmediğim zamanlarda beni, kendimi evime kitleyip bir gün içerisinde beş film izlerken görebilirsiniz. Şu sıralar bir film çekiyorum ve bu yüzden hiç vaktim yok. Fakat filmler konusunda ansiklopedik bilgiye sahip değilim.

Şu anda hangi filmi çekiyorsun?

Kristen:
Louisiana'da Jesse Eisenberg ile American Ultra filmini çekiyorum. Aksiyon ve komedinin birleştiği garip bir film. Biraz gerçeküstü bir hikaye, bu yüzden oldukça eğlenceli olacağını düşünüyorum.

Jesse Eisenberg ile Adventureland filminden sonra ikinci kez çalışıyorsun. Dağıtımı çok iyi yapılmamış olsa bile [Adventureland] ilginç bir film...


Kristen: Teşekkürler! O film ile gurur duyuyorum, Greg (Mottola) çok hassas bir yönetmen ve evet, Jesse ile tekrar çalışmaktan büyük zevk duyuyorum.

Olivier Assayas ile tanışmadan önce filmlerini biliyor muydun?

Kristen:
Carlos'u ve ismi (L'Heure d'été) nasıl telaffuz edilir bilemiyorum ama Juliette Binoche'nin oynadığı bir önceki filmini ABD'de gösterime girdiği zaman izlemiştim, o kadar. Onların sanatsal bütünlüğü beni can evimden vurdu, ki bunu [Olivier Assayas'la] çalışırken de şahit oldum. Bu kadar saygıdeğer bir yönetmen nadir bulunur. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde. Olivier'ın aklında sadece kendi istekleri mevcut. Pazarlama olaylarına aldırış etmiyor, film yaparken ne kadar gelir kazanacağını düşünmüyor. Filmine odaklanıyor, aktörlere veya başka bir şeye değil.

Olivier sette nasıldı?

Kristen:
Kahretsin çok fenaydı! Her şeyi aynı anda kontrol ediyor, çok havalıydı. Elleri... (taklidini yapıyor), sanki her şeyi elleriyle sımsıkı bir arada tutuyor, parmaklarının arasından bir şeylerin kaymasına izin vermiyor ancak buna rağmen çok gevşek ve asla gerilmiyor... Bunu daha önce hiç görmemiştim. Sette saatlerce konuşup durmuyorduk. Juliette ile bizi nispeten 'özgür' bırakıyordu, böylece istediğimizi ortaya koyabilecek duruma geliyorduk fakat sonunda yine onun vizyonuyla hareket ediyorduk. Onun yöntemini şöyle tanımlayabilirim: her şeyi düzene koyuyor ve sonra oluruna bırakıyor. Neredeyse tiyatro gibi: sonu gelmeyecekmiş gibi görünen denemeler. Bu nadir olan bir şey ve çok havalı.

Doğaçlamayı sevdiğin oldukça bilinen bir şey, Assayas seni bu yöne gitmek için cesaretlendirdi mi?

Kristen:
Evet, kesinlikle. Repliklerimi ezberliyorum ama ben kelimesi kelimesine cümlelere yapışan ya da saatlerce prova yapan türde bir insan değilim. Olivier ve Juliette beni bu açıdan cesaretlendirdiler (duraklıyor). Dürüst olmak gerekirse, başlarda biraz istikrarsız olduklarını ve benim de öyle olduğumu düşünüyorum. Çok az yönlendirmede bulunan Olivier'ın stiline iyice alışmam yaklaşık bir hafta sürdü. Hollywood'da bazen milimetreler ile yönlendiriliyoruz:  "Bu repliği söyle, oraya git, dur, 12 derece etrafında dön," ama bunun doğallığı öldürdüğünü düşünüyorum. Ben duyguların coştuğu anları daha çok seviyorum.

Ve Juliette Binoche, onun seninle arası nasıldı?

Kristen:
Benimle mi? Güzel. Çılgın bir enerjiye sahip. Çok güçlü. Aynı zamanda çok eksantrik, ne demek istediğimi anlamışsındır, bir şeyler için telaşlanacak türde bir insan değil. Çoğu aktörün yaptığı gibi ahkam kesmiyor... [O aktörler] saatlerce sanatları, kariyerleri, teknikleri hakkında konuşurlar ve yönetmen "motor" dediği zaman çoğunlukla sıradan bir performans sergilediklerini görürsünüz... Hayır, Juliette, kendi felsefesini uygular. [Juliette] adeta Olivier'ın derinliklerindeki duygusu gibi: ortaya koyduğu şey asla ürün gibi durmuyor. Klişe bir terim olacak ama onun için en iyi tabir: Çok sahici.

Alacakaranlık ile birlikte kendini büyük bir pazarlamanın içinde buldun. Nasıl hissediyorsun?

Kristen:
Çok iyi değil. Şimdi geriye doğru bir adım attığım zaman şöhret ve tüm bu histerinin haddinden fazla olduğunu anlıyorum. Şu anda bile bunun bedelini ödüyorum. Etrafımda sürekli beni takip eden paparazziler var, dergiler hayatımı inceliyor. İnan bana, bu hiç hoş değil ama bununla idare etmek zorundayım.

Sils Maria oyunculuk mesleğinin ve ünlü olmanın adeta gerçek bir yansıması. [Filmi çekerken] sana günlük yaşamını hatırlatan şeyler oldu mu?

Kristen:
Evet, bu bir sanat olsa dahi bana hayatımı hatırlatan şeyler oldu. Filmin zamanlaması bütün bunları geride bırakıp bir adım uzaklaşmak için mükemmeldi. Benim için kandırılmadığımı söylemenin bir yoluydu.

Söylediğin gibi bu "sirk gösterisini" on yaşından beri biliyorsun. Bu sektörde bazı şeylerin fazlasıyla değiştiğini düşünüyor musun?

Kristen:
Hımm... aslında hayır. Benim dönemimde bu yaygara elbette çok daha şiddetliydi. İnternet ve sosyal medya, - ki ikisiyle de aram hiç iyi değildir - medya ve toplumla olan ilişkimizi çok değiştirdi ama aslında hala aynı kurallar işliyor.

On yıldır buradasın, senin rol modellerin, bu işte sana ilham olan insanlar kimler?

Kristen:
Öncelikle Jodie Foster, onunla Panik Odası'nda çalıştım. Benim için gerçekten çok önemli biri. Zaman zaman görüşüyoruz ve o hala benim rol modelim. Bunun yanı sıra Catherine Keener bana çok ilham veriyor. Son olarak çalıştığım Amy Adams bence en iyilerden biri. Ve Cate Blanchett, elbette!

Şu anda birlikte çalışmayı hayal ettiğin kişi kim?

Kristen:
Çok tipik bir cevap vereceğim: [Martin] Scorsese.

Derginin taramalarına buradan ulaşabilirsiniz.

Fransızca'dan İngilizce'ye Çeviri: ItsOkToBeYou
Türkçe Çeviri: albert

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder