10 Ağustos 2014 Pazar

Şalom Gazetesi'nin 'Clouds of Sils Maria' Eleştirisi

Bir tiyatro oyununun hazırlık sürecini anlatan ‘Sils Maria’ ne yazık ki yönetmeni Olivier Assayas’ın kariyerindeki en sönük filmlerinden biri olmuş. Juliette Binoche ve şaşırtıcı bir başarı gösteren Kristen Stewart’ın müthiş bir ikili oluşturduğu filmin, doyumsuz güzellikteki İsviçre Alpleri manzaralı usta işi görüntülerine rağmen, yorucu diyaloglara boğulması başarısını engelliyor. Binoche’un çıplaklıktaki cüretkârlığı çok konuşuldu. Yılın ilk Yves Saint Laurent biyografisinden daha edebi, daha iddialı, daha olgun ve itinalı bulunan Bonello’nun ‘Saint Laurent’ı sanatçının yaşantısının 20 yıllık bir dönemini anlatıyor. Lüks pret-a-porter konseptini konfeksiyon sanayine sokan moda dehasının gençliğini Gaspard Ulliel, yaşlılık yıllarını Helmut Berger ustalıkla canlandırıyorlar.

67. Cannes Film Festivali’nin kesin mağlup ülkesi, ev sahibi Fransa oldu. Yarışmaya katılan filmlerinden üçü de Cannes’dan eli boş döndü.

Üçü de çok iddialı üç yönetmenin ellerinden çıkma üç filmden, en iyisi olan Michel Hazanavicius’un ‘The Search’ünden önceki yazılarımın birinde bahsetmiştim.

Cannes’da ülkesini beş kez temsil etmesine rağmen hiç ödül kazanamayan, iddialı yönetmen Olivier Assayas’ın filmi ‘Sils Maria’ idi. Filmin başrol oyuncusu Juliette Binoche kafasında şekillenen bir konu üzerine Assayas’tan bir senaryo yazmasını istemiş.

Bir tiyatro oyununun hazırlık sürecini anlatan ‘Sils Maria’ ne yazık ki yönetmenin kariyerindeki en sönük filmlerden biri olmuş. Cahiers du Cinema yazarlığından gelme 59 yaşındaki senarist-yönetmen Olivier Assayas, değişik türlerde iddialı filmler yapmakla ünlü bir sinema adamı.

Kendi hesabıma favori Fransız yönetmenler arasında yer almayan Assayas’ın sadece bir filmini ‘Carlos’u (2010) beğenirim. Konusuyla Joseph Mankiewicz’in ‘Eve’ filmini akla getiren ‘Sils Maria’da Assayas, senaryoyu yazarken İngmar Bergman’ın ‘Persona’sından ve ‘Fassbinder’in filmlerinden esinlendiğini söylüyor.

Filmin konusu kısaca şöyle: Yeni ölen bir yazarın tiyatro oyununda, 18 yaşında ilk başarısına imza atan Maria (Juliette Binoche) konu icabı 40’lı yaşlardaki rol arkadaşı Helena’yı intihara sürükler.

İhtiraslı, hırslı ve güzel bir genç kız olan Maria, olgun bir kadın olan Helen’i baştan çıkarıyor, sonraları kendisini terk ederek intihar etmesine yol açıyor.

20 yıl sonra Maria aynı oyunda tekrar rol alması için bir teklif alır. Tek farkla ki, bu kez aynanın diğer tarafında yer alacak, Helena’yı oynayacaktır.

Rolü kabul etmede tereddüt geçiren ünlü oyuncu, yanında genç asistanı Valentine (Kristen Stewart) olduğu halde, oyunun yazarının mezarını ziyaret etmek maksadıyla İsviçre Alpleri’ne bir yolculuğa çıkar.

Bir taraftan Helena rolünü ezberlemeye çalışan Maria bütün gününü geçirdiği Valentine ile sürtüşmeye başlar; iki kadın arasındaki gerilim doruğa çıkar.

Oyundaki 18 yaşındaki genç kız rolünü oynayacak Hollywood’un yeni şımarık çocuğu Jo-Anne Ellis’in (Chloe Grace Moretz) provalara katılmak üzere gelmesiyle, durum büsbütün karışır.

Bitmez tükenmez diyaloglarıyla Assayas’ın en geveze filmi olmaya aday ‘Sils Maria’, geçen zaman içerisinde şöhret kavramını otopsi masasına yatırıyor. Bilinen ustalığıyla Juliette Binoche zor bir role ustalıkla ayak uydururken, Chloe Grace Moretz şöhret budalası, şımarık Hollywood yıldızı rolünde hiç sırıtmıyor.

Ancak filmin sürpriz oyuncusu, ‘Alacakaranlık/Twilight’ film dizisinden tanıdığımız Kristen Stewart oluyor. İki erkek arasında kararsız kalan, güzel ama silik karakterli bir kahramanı, bu dizide canlandıran Kristen Stewart, ‘Sils Maria’ da kendisini aşarak çok iyi bir karakter oyuncusu olduğunu kanıtlıyor.

‘Alacakaranlık’taki rol arkadaşı Robert Pattinson aynı patlamayı Cannes’da dünya prömiyeri yapılan ‘The Rover’ ve ‘Maps to the Stars’da yapmıştı.

Assayas’ın psikolojik dramasında, Kristen Stewart’ın şaşırtıcı çıkışından başka, keyif veren bir çalışma, görüntü yönetmeni Yorick Le Saux’nun İsviçre Alpleri’nden Sils Maria kasabasına tepeden bakan görkemli fotoğrafları.

Dedikodu meraklıları için bir not ile bu yazıyı noktalayalım. ‘Sils Maria’ için çıkan bütün yazılarda aynı dedikodu yer aldı. Alplerin eteğindeki bir gölde yüzmeye hazırlanan Binoche-Stewart ikilisinden 50 yaşındaki Binoche çırılçıplak kalmayı tercih ederken, yarı yaşındaki güzel partneri külot-sütyen ile göle dalıyordu.
İlerlemiş yaşına rağmen, diri vücudu ile Binoche erkek izleyicilere bir göz banyosu sunuyordu.

Viktor APALAÇİ | Şalom

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder