28 Mart 2014 Cuma

Style.Com Röportajı (Ocak 2014)

Kristen Stewart'la röportaja oturduğumuzda biliyorum ki karşımdaki kişi parfümü, maskarası hakkında konuşan (bunu sormama rağmen) ve fotoğrafının çekilmesi için poz veren tipik insanlardan biri değil. Balenciaga marka siyah deri ceketi, her zamanki dağınık saçları ve ojesiz haliyle şaşırtıcı şekilde gerçekçi görünüyor. Harikalar yaratan yetenekli ekibinin elinden çıkma kırmızı halı görünümlerinin aksine oldukça sıradan. Tıpkı hepimiz gibi o da 'mor gözlerle' uyanıyor. Ve eğer merak ediyorsanız bu konu üzerine gülümseyip kahkaha atıyor. Röportajda, yüzü olduğu Rosabotanica hakkındaki düşüncelerini açıklıyor ve üzerinde asla görmeyeceğimiz iki şeyi söylüyor.

Rosabotanica hakkında en çok neyi seviyorsun?

Rosabotanica, gittikçe daha çok sevdiğim ve sürekli kullandığım Florabotanica için kusursuz bir eş oldu. Kokular konusunda pek deneyimim yoktur, bu yüzden koleksiyonumu (şimdilik sadece iki üründen oluşsa da) genişletme imkanı buldum. Belli belirsiz bir sıcaklığı ve fazlaca cesareti var, bolca gül kokusu alıyorsunuz. Gündüz değil de geceleri kullanabilirim.

Nerene sıkıyorsun?

Klasik noktalara; boynumun iki yanına ve giydiğim şeyin üzerine bir kez. Bu şekilde koku kıyafette de kalıyor. Hiçbiri çok baskın değil ama Florabotanica, Rosa'dan daha az etkili.

Balenciaga ile tanışmadan önce kullandığın koku neydi?

Burası başladığım yer. Neredeyse 22 yaşımdayken koku kullanmaya başladım. Ya da 21 yaşında. Parfüm kullanma konusunda pek tecrübem yoktu açıkçası.


Yani ergenlik döneminde bile salatalık ve kavun karışımı vücut nemlendiricilerinden hiç kullanmadın mı?

Hayır, öyle bir ergen değildim. Bu işe doğru şekilde başladım (diyor parfümü işaret ederek).

Çoğunlukla erkeklerden oluşan bir ailede büyüyerek güzellik hakkındaki şeyleri nasıl öğrendin?

Zorunluluk gereği kısacası. Büyürken güzelliğin benim için hiç de büyük bir önceliği yoktu. Güzelleşmek her zaman işim gereği yaptığım ve yaparken de gerginlik hissettiğim bir şeydi. Sanırım bu işe nasıl yaklaştığımın farkına bir fotoğraf çekiminde Nicolas (Ghesquiere) ile tanıştığımda vardım. Kavram odaklı, güzel ve özenle hazırlanmış film setlerinde gördüğüm enerji bu fotoğraf çekiminde de vardı. Nicolas muhteşem, çok çalışkan ve belli ki çok yetenekli bir sanatçıydı. Bu tarz şeylere karşı gözlerimi açan o oldu. Bütün bunlar yaşanmasaydı muhtemelen şu an ki benin çok farklı bir versiyonu olurdum. Böyle bir durum eksik taraflarınızı ortaya çıkarıyor. 15 yaşıma basana kadar tam bir erkek Fatma gibiydim.

Her nasılsa bunun mümkün olduğunu hayal edemiyorum. 

Dostum, abimle aramdaki farkı çözemezdin.

Saçın çok mu kısaydı?

Evet. Diğer hiçbir şeyi umursamaz, onun kıyafetlerini giyerdim. Kız olduğumun farkına 14 yaşıma bastığımda vardım. Yavaş ve ağır bir geçiş oldu, ama şimdi dışarıdan bakınca aslında bu işin oldukça içinde olduğumu fark ediyorum. Güzelliğin aşırı uçlarını seviyorum. Belli bir yöne dikkat çekme fikri hoşuma gidiyor. İkisinin ortasında yer alan o 'sevimli' anlayışını sevmiyorum (el hareketleriyle tırnak işareti yapıp 'sevimli' kelimesini vurguluyor).

Seni çoğunlukla dumanlı gözlerle görüyoruz ama neredeyse çok az dudak parlatıcısı kullanıyorsun. Neden?

Ten rengi dudakları daha çok seviyorum ama böyle muallakta kalan hiçbir şeyi sevmiyorum. Yani haklısın, eğer dudağımı boyayacaksam, bunu göstererek yaparım. Gerçekten cesur ve koyu bir renk (genellikle kırmızı) kullanırım. Çoğu zaman kıyafetimle uyumlu olur ve ne giydiğime göre değişir.

Öğrendiğin en iyi güzellik tavsiyesi nedir?

Bol bol su iç ve uyu.

Bence her ikisi de bizler için nadir zevkler.

Eğer böyle düşünüyorsan ve kötü hissediyorsan kendine bir hafta tatil verip rahatladığında daha iyi görüneceksindir. Bu çok yavan -cevaplarım şu anda kulağa çok saçma gelebilir- ama eğer mutluysan daha iyi görünürsün. Eğer sürekli pozitif olursan, negatif insanlar yanından geçer gider ve...

Evet, kimse negatif birini sevmez.

Bunu söylememin tek sebebi gerçekten bir güzellik tavsiyemin olmaması ama saçımı fazla yıkamamaya dikkat ediyorum çünkü çok çabuk kurulaşıyor. Ve bu kadar.

Peki bu mükemmel yapılmış saçları nasıl elde ettin?

Kuaförüm çok erken uyandı... Çalışmadığım zamanlarda saçımda fazla ısı kullanmayı sevmiyorum. Sanırım o gevşek maşalardan kullandı, eliyle taradı ve biraz da saç spreyi sıktı. Saçım gerçekten temizdi ama bu kadar temiz olmasını hiç sevmiyorum. Köpük ve kuru şampuan ile hacim katmayı seviyorum. Yani bugün tazelenmiş hissediyorum!

Çeşitli saç renkleri kullandın, aralıklı olarak sarıdan siyaha gittin. Senin kişiliğine ne iyi uyan renk hangisi sence?

Muhtemelen kahverengi saç. Sarışın olduğum zaman çok fazla sarışın hissediyorum. Daha koyu bir renk kullanmayı seviyorum ama kapkara saç başka bir şey. O biraz daha ağır olmaya başlıyor. Doğal olmayı seviyorum. Çalışmadığım zamanlar değişime hazır olmalıyım. Değiştirme isteği duyduğumda ise her zaman 'Tanrım, nasılsa yakında değiştirecektim' diyorum, yani her değişim kısa ömürlü oluyor.

Her zaman porselen teninle tanındın. Bunun sırrı ne?

Proactiv kullanıyorum. (Üç aşamalı bir ürün) Benim için gerçekten işe yarıyor. Ergenliğimden beri kullanıyorum ve kullanmaya da devam edeceğim. Çünkü kullanmazsam eğer cildim çıldırıyor. Belki de abartıyorum ama işe yaradığı sürece buna tutunacağım. Biraz da nemlendirici kullanıyorum çünkü cildinizi kurutabiliyor. Dr. Hauschka ve Dermalogica'yı seviyorum.

Dumanlı gözler için bir hilen var mı? En azından makyajını kendin yaptığın zamanlar için. 

Evet, bu gerçekten çok farklı bir durum. Çok fazla makyaj yapmama gerek olmadığı için şanslıyım çünkü rakun gözlere sahibim - çok koyular ve bu benim için hem iyi hem de kötü bir şey. Sadece altı değil, üstü de o şekilde. Alt kısmı için kapatıcı kullanıyorum. Siyah eyeliner ile dağınık ve bulaşmış şekilde maskara sürüyorum. Ve gerçekten hepsi bu.

Bu görünümün için zor durumlarda başvurduğun ürünler nedir?

Ara sıra değiştiriyorum. Birçok makyaj malzemesi alıyorum ve elimdekileri kullanıyorum. Çok da özel değilim. Gerçekten muhteşem olan bir şey bulduğumda çok eğlenceli oluyor.

Peki gerçekten muhteşem olan o ürün nedir?

Topshop'un siyah eyeliner'ı var. Pahalı değil ve gerçekten iyi. Bir seferinde beş tane almıştım çünkü artık bu tür şeyleri yapmayı bıraktılar. Tam gerçekten beğendiğin bir şey buluyorsun ve bir anda piyasadan kalkıyor.

En büyük güzellik hatan nedir?

Kesinlikle birden fazla vardır çünkü bu işi yapmaya çok genç yaşta başladım. Gerçekten, daha 12 ya da 13 yaşlarındayken ilk kez kırmızı halıda yürüdüm. Yani geriye dönüp birkaç eski fotoğrafa bakarsam iddiaya girerim ki... Demek istediğim 12-13 ya da 14 yaşında olduğum için o kadar önemli değil ve yargılamak zor oluyor. Ama 'Ne düşünüyordun?' diyorum ve iyi ya da kötü hepsinin sorumluluğunu üstüme alıyorum. 

Hatalarını sahiplenmek lazım. Peki şimdiki güzellik ikonun kim?

Juliette Binoche ile çalıştım ve gerçekten onun güzelliği beni şoke ediyor. Odaya girdiği zaman insanların ilgisi anında ona yöneliyor. Ona bakmaktan başka bir şey yapamıyorsunuz. Bu biraz saçma gelebilir ama içten içe sahip olduğu zarafet reddedilemez. Örnek alınması gereken bir kadın. Harika biri.

Hiç denemeyeceğin bir şey var mı? Turkuaz far ya da benzeri gibi. 

Turkuaz rengi far sürmüşüm gibi hissediyorum! Muhtemelen siyah ruj kullanmam. Tabii ilginç, değişik konsepti olan bir çekim yapıyorsak, o zaman havalı olabilir.

Asla asla deme bence.

Peplumu sevmiyorum (bunu zevkle söylüyor). Var olmaları bile çılgınca. Çocukluğumdan, 13 yaşımdan beri çalıştığım stilistimle anlaşma yaptığımız bir iki şey vardır. Mesela bana asla diz üstü, topuklu çizmeleri giydiremez.

Bir dakika bir dakika... o neden?

Başka insanlar üzerinde muhteşemler. Ama ben diz üstü çizmeleri ve peplumları garip bir şekilde sevmiyorum.

Herkesin kendine özgü bir zevki vardır tabii. Camp X-Ray filminde kadın bir askeri canlandırmak nasıldı?

Karakterim, çok ilginç bir kız. Çünkü kendini en rahat ve güvenli hissettiği zamanlar üniforma giydiği zamanlardı. Yani onu, o üniforma dışında keşfetmek oldukça ilginçti çünkü çok yalındı ama aynı zamanda da değildi. Savunmasızlığı göze çarpmadan önce kendini yetiştirmek zorunda hissediyor. Üniformayı üzerine geçirdiği an sanki saçını toplayıp, makyaj yapmaz ve kaşlarını almazsa sevimli görünümünü yok edebileceğini düşünüyor. Bunun aksi mevzu bahis bile değil. Makyözüm harikaydı. Biraz daha çil ekledi ve beni güneşten zarar görmüşüm gibi gösterdi - bu çok kurnazca yapıldı, ben söylemeseydim fark etmezdiniz bile ve 'Vay canına! Bunun makyaj olduğuna inanamadım.' derdiniz.

O zaman sanıyorum ki her günkü makyaj ve saç yapımı kısa sürmüştür.

Çok hızlıydı ama çok güzeldi.

Yıllar boyu canlandırdığın bütün karakterler içinde hangisinin güzelliğini kendininkiyle özdeşleştiriyorsun?

Bu zor çünkü canlandırdığım karakterlerin çoğu özel ve birazcık uçlarda tipler, yani birkaçının çok kusursuz görünümleri var - Joan Jett gibi. Oynadığım diğer roller ise oldukça normal, sade kızlar. Çok sıkıcı bir biçimde basit ve sıradan biri olduğu için - eminim ki insanlar bu tabiri sevecektir - Twilight'tan Bella oldukça kolaydı. Ve dürüst olmak gerekirse, ben de aynen böyleyim. Fakat 'özdeşleşmeyi en çok istediğin karakter derseniz' eğer... Yolda filmindeki bütün karakterler derim. Her ne kadar belli bir dönemde geçse de ve kıyafetleri tanımlamak zor olsa da kostümlerin kendisi ve karakterlerin bunları giyiş biçimi çok havalı. Biz elbise ve jartiyer giymeye alışık değiliz ama onlar öyle. Yani, kostümleri alıp sanki bunları her gün giyiyormuşuz gibi normal bir şekilde göstermek... İçinde yaşanmış görünen şeyleri seviyorum.

Peplum ve diz üstü çizme olmadığı sürece.

Kesinlikle evet.

Kaynak
Çeviri: feledene

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder