15 Şubat 2014 Cumartesi

Popsugar Röportajı (Ocak 2014)

Kristen Stewart stresli bir Disney prensesine benziyor. New York’taki Bowery Oteli’nde Balenciaga’nın Rosabotanica kokusunun son reklam kampanyası için dekore edilmiş lüks bir suitte tam karşısında otururken, karizmasıyla beni kendine çekiyor. Ömür boyu bağımlı olduğu Proactiv sayesinde kaymak (Kar gibi demeye cüret edebilir miyim?) gibi beyaz bir tene, dumanlı bir göz farıyla belirginleştirdiği hisli yeşil gözlere ve kıvrımlı, gül pembesi renginde dudaklara ve bunların yanı sıra gelişigüzel bir tarafa attığı kıskanılacak doğal saçlara sahip. Üzerinde koyu renk bir kotla kombinlediği dökümlü duran açık renk bir kot gömlek var. Eğer bir şapka, güneş gözlükleri ve kabarık bir mantoyla sokakta yanımdan geçseydi, muhtemelen onu başka minyon, esmer bir New Yorklu zannetme hatasını yapardım. O tipik bir “mahalle kızı”.

Fakat çekici bir kız olduğu inkar edilemez ve ciddiyetle güzellik hakkındaki tüm sorularımı yanıtlarken kendimi Kristen için tezahürat yapıyormuş gibi hissediyorum, tıpkı onun ünlü karakterleri (Alacakaranlık’taki Bella, Pamuk Prenses ve Avcı’daki Pamuk Prenses, ve diğerleri) için yaptığım gibi. Kristen hiç şüphesiz genç Hollywood'un en çok tercih edilen film yıldızı ve sahne ışıkları altında olmak onu çarpıcı kıyafet seçimleriyle tanınan bir moda ikonuna dönüştürdü. İkinci Balenciaga kampanyasıyla beraber, bakım hakkında “ya hep ya da hiç” tavrı, zahmetsizce yaptığı havalı saçlarının sırrı ve bir sonraki saç stili konusunda hangi erkek ünlüden ilham alacağı da dahil olmak üzere pek çok şeyi konuşmaya hevesli görünüyor.

Popsugar: Birkaç sezondur Balenciaga’nın yüzüsün. Seni bu markaya çeken nedir?

Kristen Stewart:  Hikayenin tamamının üzerinden geçmem gerekirse – bu işin temeli parfümün nerede yaşadığıydı. Nicolas (Ghesquiére) bu işe Florabotanica ile başladı, ana fikir bu kızın tehlikeli ama güzel ve egzotik bir bahçeden geçmesiydi. O kız bu kokuları ayırt ediyor ve kendini buluyordu. Bu hikaye devam etti çünkü muhteşem ve ilgi çekiciydi. Bu hikayeyi devam ettirmeyi hep planlıyorduk zaten. 

PS: Yeni bir kampanya reklamı çekmek nasıl bir histi?

KS: Eğlenceli ve havalıydı. Vücuduma yerleştirilmiş çiçek desenleri vardı. Çiçeklerin hepsi el yapımı, mükemmel bir biçimde şekillendirilmiş kağıtlardı. Bunları bizzat görmek harikaydı.

PS: Bu çekimde üstsüz olma kararını açıklayabilir misin?

KS: Bu yalnızca sade olmakla alakalı bir durum. İnsanlara tamamen çıplak olduğumu düşündürme gibi bir niyetimiz yoktu. Sadece parfüm ve çiçek desenlerine dikkat çekebilmek için yaptığımız bir şeydi.

PS: Reklamdaki güzelliğini nasıl tarif edersin?

KS: Biraz daha saf, temiz görünme fikri üzerinden gittik ve bu da beni biraz daha olgun ve cesur gösterdi. İlk reklamda gerçekten çok sade bir tasvir vardı ve pek bir olayı da yoktu. Fakat bu reklamda biraz daha ileriye gittik.

PS: Özel bir parfüm sıkma tekniğin var mı?

KS: Duştan sonra şuralara iki fıs sıkıyorum işte (boynunun sağ ve sol tarafında iki noktayı işaret ediyor). Kıyafetlerimin üzerine de sıkmayı seviyorum – daha kalıcı oluyor.

PS: Balenciaga Rosabotanica parfümü senin için nasıl bir koku?

KS: Herkesin bu konuda farklı bir fikri var ama benim açımdan Florabotanica’ya göre misk kokusu daha fazla. Yine de birbirlerine benziyorlar fakat Rosabotanica biraz daha yoğun bir parfüm, gerçekten gül kokusunu alabiliyorsunuz. Ben çok fazla parfüm kullanmam. Öyle parfüm koleksiyonlarım falan da yoktur, bu yüzden ikisine birden sahip olduğum için memnunum, çünkü cidden çok farklılar. Rosabotanica daha çok gece kullanmalık, Florabotanica ise daha günlük bir parfüm.

PS: Her kız senin doğal saçlarını kıskanıyor. Günlük saç bakımını bize açıklar mısın?

KS: Sörf spreyini seviyorum. Başka herhangi bir şey de yapmıyorum. Ne şanslıyım ki saç kurutma makinesi veya türevleriyle uğraşmak zorunda kalmıyorum. Kuru şampuan ve sörf spreyi kullanıyorum ve elimden geldiği kadar saçlarımı dağıtmaya çalışıyorum. Şekil vermek için basit bir yöntem olan ellerimi kullanıyorum – bunu başarmak çok zor bir iş değil (Gülüyor). Saç stilim bir nevi dağınıklıktan ibaret.

PS: Kırmızı halıdayken olağanüstü göz makyajları yapıyorsun. Neden gözlerini vurgulamaktan hoşlanıyorsun?

KS: Genelde fazlasıyla düz bir insanımdır ve makyajla falan pek alakam yok. Gerçekten çabucak giyinirim, bu yüzden kırmızı halı işleriyle uğraştığım zaman diğer konularda aşırıya kaçmayı seviyorum. Yaptığı işi seven ve biraz cesur olan insanlarla çalışmayı seviyorum. Eğer bu işi yapmak istiyorsan, bir an önce işini halletmek isteyen insanlar yerine bu tarz sanatçıları bulmak her zaman daha ilginç oluyor. Bu genelde yaptığım bir şey olmadığı için farklı yönlerimi keşfetmekten keyif alıyorum.

PS: Favori makyaj uzmanların kimler?

KS: Jill Dempsey ve Beau Nelson’la birlikte çalışıyorum. Onlar benim kurtarıcılarım.

PS: Şimdiye kadar hiç kırmızı halı için cüretkar bir ruj denemek istedin mi?

KS: Sade olmayı seviyorum, ya bir parlatıcı kullanıyorum ya da kalın dudak makyajı yapıyorum. Arada kalmayı sevmiyorum. Renklendirme yapmayı sevmem. Ya tamamen kırmızı ruj sürerim ya da hiçbir şey sürmem.

PS: Şu anda herkes çok karanlık ve vamp takılıyor veya  mor dudaklarla etrafta salınıyor, tıpkı Lorde gibi. Moda olmuş bu tarz dudak renklerini denemekle ilgileniyor musun?

KS: Bunları başka insanlar üzerinde görmeyi seviyorum. Mükemmeller. Ben çok beyazım, istersem elbette deneyebilirim.  Ama bence… bilemiyorum… fikrimi değiştirebilir ve çılgınca bir şey yapabilirim. Ama bana göre ya kırmızı dudaklar ya hiç. Bu konuda bazı katı kurallarım var.

PS: Favori kırmızı rujun hangisi?

KS: Dürüst olmak gerekirse, Chanel gerçekten güzel kırmızı rujlar üretiyor. Tüm tonlarını hatırlayamıyorum ama birkaç tonu mükemmel.

PS: Şimdi de Sundance Film Festivali’ne damgasını vuran saç modelinden bahsedelim. Bu çok havalı bir dönüş oldu senin için!

KS: Ayy, teşekkürler dostum. İnsanlar beğenince ben de gerçekten seviyorum – tamamen kafayı kazıtmak bence havalı bir şey. Fakat kafamı kazıtmak istemiyorum, yine de denemenin fena olmadığını düşünüyorum. Tüm gün çalışmak zorundayım, bu yüzden kalıcı bir şey yapmak istedim. Denediğim şey de işte bu saç örgüleriydi.

PS: Saçlarını kısa kestirmeyi düşündün mü - küt kestirmek falan gibi?

KS: Evet, kesinlikle. Her zaman tamamiyle erkeksi bir saç kesimi yaptırmak istemişimdir. Bir kız bunu yaptığında - biraz erkeksi bile olsa - genelde o saç yine de kız kesimi gibi görünüyor. Sadece adamakıllı bir erkeksi kesim yaptırmak istiyorum.

PS: Bu bahsettiğin saç kesimi için ilham kaynağın kim olurdu? 

KS: Belki biraz yavan gelecek ama harbiden James Dean olurdu. Eski zamanlardaki gibi. Oldukça havalı olurdu.

PS: Her iddiasına girerim ki sen bu kesimi yaparsan herkes seni taklit edecek. Bir güzellik ikonun var mı?

KS: Patti Smith ve Brigitte Bardot'un bir karışımını yapabilirsek cidden çok seksi olur - bu modele talibim işte.

PS: Güzellik anlayışın zamanla nasıl değişti, özellikle sahne ışıkları altına girdikten sonra?

KS: Ben her zaman – her konuda – içgüdülerimin peşinden gittim. Artık içgüdülerime biraz daha güveniyorum, çünkü kendimi daha iyi tanıyorum. Hoşlandığım şeyleri yapmak ve rahat olduğum yerlerde bulunmak için genellikle daha rahat zaman bulabiliyorum. Birkaç yıl boyunca sürekli bunu yaptığınızda yolunuzu daha kolay bulabiliyorsunuz.

PS: Bu konuda artık söyleyecek daha çok şeyin var diyebilir miyiz?

KS: Hayır…  Söylediği şeyleri yapmam ve giymem gerektiği kanısına varan insanlar var mıdır bilemiyorum - belki de vardır. Ne şanslıyım ki hep çok iyi insanlarla birlikte çalıştım. Tüm iyi övgüleri ve kötü övgüleri ben kabul ediyorum (Gülüyor). Artık daha fazla elbise giymem gerekiyor.

PS: Günlük cilt bakımını nasıl yapıyorsun?

KS: Proactiv kullanıyorum aslında. Kendimi bildim bileli de hep kullandım. Ergenliğimde cilt problemleri yaşadığım zamanlar bana harika geldi ve şu anda ona bağımlıymış gibi hissediyorum. Eğer kullanmayı bırakırsam, cilt problemlerim yeniden başlayacakmış gibi hissediyorum. Tüm reklamlarını ve tanıtımlarını görmüşsünüzdür ve kesinlikle onların fahri sözcüsü sayılırım. Bence mükemmel bir ürün ve sürekli bunun hakkında konuşuyorum.

PS: Geçmişte canlandırdığın karakterlerden hangisi senin güzellik anlayışına uygundu?

KS: Joan Jett’i (The Runaways) canlandırmak eğlenceliydi. O büyük bir stil ikonu – benim için kişisel olarak ve tabii genel olarak da. Fakat onun yerine geçmek, hayatını yaşamak çok eğlenceliydi çünkü kendisi çok uçlarda yaşayan birisi. Muhtemelen en “ben” olduğum – of, dostum – işte sorun da bu, ben cidden çok sıradan biriyim. Yolda’daki giyimimi sevmiştim. Bir dönem hikayesiydi ve genelde kendimi giydiğim kıyafetlerle tanımlamam. Giydiklerimiz stilden çok daha fazlasını, ruh halimizi yansıtıyordu. Biraz eskimiş kıyafetleri seviyorum. Yolda'daki insanlar giydikleri kıyafetler konusunda cidden çok rahatlar, bu konu üzerine hiç düşünmüyorlar ama giydikleri şeyleri seviyorlar. İşte benim derdim de bu.

PS: Onlar olmadan yaşayamam dediğin üç güzellik ürünü söyler misin?

KS: Dürüst olmam gerekirse; eyeliner, siyah rimel ve ChapStick*. Ve bazen kuru şampuan benim için Tanrı’nın bir lütfuymuş gibi hissediyorum.

PS: Favori markaların?

KS: Genelde bana ne verildiyse onu kullanıyorum. Mesela her iki makyözümün de kendilerine ait markaları var ve her zaman onların eyelinerlarını kullanıyorum. Favori eyelinerlarımdan bazıları da Topshop'tan. Çok iyiler. Çok uzun ömürlü ve kaliteliler. Kuru şampuan için ise Bumble & Bumble’ın Pret-à-Powder’ını seviyorum, sprey gibi değil de daha çok hafif bir pudra gibi. Pudra gibi olanını seviyorum çünkü sprey kullandığım zaman saçlarım ağarmış gibi hissediyorum.

PS: Saçını sıklıkla yıkıyor musun? Kuru şampuan bağımlıları genellikle yıkamazlar da.

KS: Her gün değil ama iki günde bir yıkıyorum. Her gün yıkamak saçınıza iyi gelmez. Bunu yapmamaya çalışıyorum çünkü saçlarım cidden çok kurulaşıyor. Ve ben hemen her gün çalışıyorum, o yüzden saçıma iyi davranmam gerekiyor… ve vay canına, bu ciddi bir güzellik röportajı oldu (Gülüyor)!

*ChapStick: Dudak nemlendiricisi markası.

Çeviri: serena
Fotoğraf: kstewarts

1 yorum:

  1. Şahsen bu röportajı en iyi analiz eden ve tanıtan röportaj olarak ilan ediyorum arkadaşlar. Giriş yazısı onunla birebir örtüşüyor.

    YanıtlaSil