19 Ocak 2014 Pazar

'Camp X-Ray' Ekibinin THR Röportajı




Röportajdan anektodlar:

Muhabir: Bugün galanız vardı, duyduğuma göre seyirciler arasında baya ağlayanlar varmış -ki bu da iyi bir şey sanırım. 

Peter Sattler: Evet sanırım. İnsanlara bir şeyler hissettirmeyi başardık.

Lane Garrison: Gözyaşları ve filmin ayakta alkışlanması inanılmaz harikaydı.

(...)

Muhabir: Film için Guantanamo'nun nasıl yeniden yaratıldığını anlatabilir misiniz?

Kristen: Bize referans sağlayan bir sürü materyal vardı, izlediğimiz belgeseller sayesinde tüm koridorları adeta orada bizzat yürümüş gibi biliyorduk. Setin tamamen hazırlanmış haline adım attığımda sanki o belgesellerden birinin içine yürüyormuşum gibi hissettim. Ve evet kesinlikle ürkütücüydü.

Peyman Moaadi: Evet.

Muhabir: Ürkütücü müydü?

Kristen: Kesinlikle.

Peter Sattler: Çok acayip bir durum. Tüm hapishaneler böyle tuhaf bir enerjiye sahip. Sanki...

Kristen: Duvarlar bütün anıları barındırıyormuş gibi. Bu hep böyle hissettirmiştir.

Peter Sattler: Tuhaf bir his barındırıyor.

Muhabir: Kristen Sundance'e bir çok kez geldin. Belki bu konuda konuşmuşsunuzdur, buradayken yaşadığınız bir şey vardır...

Lane Garrison: Evet benim bir anım var. Kristen dün gece beni sabah 3'e kadar dışarıda tutmaya çalıştı ve bizim bugün erken uyanmamız gerekiyordu...

Kristen: Ben öyle bir şey yapmadım. Ben öyle şeyler yapmam.

Lane Garrison: ...Bana vampir dedi.

Kristen: Ben o kelimeyi kullanmam.

(...)

Peter Sattler: Benim Sundance'le ilgili favorim anım; film bittikten sonra son jenerik akarken herkes görüşlerini sıcağı sıcağına tweetlemek için cep telefonlarını çıkardı ve bütün salon adeta ışıldıyordu. Çok eğlenceli bir andı ve o anda "İşte bu Sundance!" dedim.

(...)

Lane Garrison: Film çok uzun olduğu için bir ara lavaboya gittim, geri dönüp yerime oturduğumda yan tarafıma baktım ve Robert Redford oturuyordu. İnanılmazdı. Benim için Sundance bu demek.

Kristen: Benim senden daha iyi bir hikayem var.

Lane Garrison: Öyle mi? Neymiş? Gerçekten?

Kristen: Yeşil odaya doğru yürüyorduk, kendisi de [Robert Redford] o sırada binaya giriyordu. Beni gördü ve "Selam," dedi, ben de "Selam" dedim, sonra "Nasıl gidiyor?" diyerek elini uzattı, ellerim titriyordu, o da bana "Heyecanlı mısın?" diye sordu ve ben de "Evet, altıma sıçmak üzereyim," dedim. O da bana "İyi. Böyle hissetmeseydin tuhaf olurdu zaten," dedi. Bu... olağanüstü bir andı!

Youtube | KSF
Çeviri: cenup

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder