26 Haziran 2013 Çarşamba

Kristen Entertainment Weekly'e James Gandolfini'nin Ölümü Hakkında Konuştu


Onlar en başından beri uyumsuz bir ikiliydi.

James Gandolfini, iri kıyım, gözünüzü korkutan ve içinde biriktirdiği hiddet ve kederle boğuşan bir adam. Kristen Stewart ise küçük, kırılgan ve sahte bir öz güvenle kendini kandıran, hayatını mahvetmeye eğimli bir kız.

En azından Welcome to the Rileys'deki karakterleri böyleydi. 2010 yapımı bu bağımsız filmde Kristen Stewart, genç bir striptizciyi/ fahişeyi, James Gandolfini ise çocuğunu kaybettikten sonra yolunu kaybetmiş ve kızının yerine koyduğu Stewart'ın karakterini kurtarmaya çalışan iyi niyetli bir babayı canlandırıyordu.

Stewart, Gandolfini'nin geçen haftaki ani ölümünden sonra bir açıklama yapmamıştı, oyuncunun cenaze töreni Perşembe günü New York'ta düzenlenecek, fakat aktris EW'ye sessizliğini bozdu ve kaybettiği arkadaşı ve meslektaşının ölümüyle ilgili şunları söyledi:

"James'in aramızdan ayrıldığını öğrendiğimde New Orleans'daydım, filmin (Welcome to the Rileys) çekimleri sırasında orada tanışmıştık ve bu haberi duyduğumda tüm anılarımız bir anda aklıma doluştu ve adeta o anılar altında ezildim. Yaşadığımız o dönem sonsuza dek kalbimde yer edecek. Ölçülemez derecede harika biriydi. Kalbim ailesiyle birlikte."

İkili gerçek hayattaki içe dönük yapıları sayesinde güçlü bir bağ oluşturdu. Her ikisi de pek konuşmayı sevmeyen ve obsesif fanlara sahip karakterler sayesinde ünlü olmuş isimler. Gandolfini The Sopranos'un Emmy ödüllü yıldızıydı, Stewart ise genç kızların sevgilisi Alacakaranlık Efsanesi'nin başrolündeydi.

Stewart'la 2009 yılında USA Today için yaptığım röportajda kendisi Welcome to the Rileys'in çekimlerini henüz bitirmişti ve Gandolfini'yle aralarındaki arkadaşlık hakkında şunları söylemişti. "Jim... mükemmeldi adamım," demişti gülerek, birkaç dakika doğru kelimeyi bulmaya çalıştıktan sonra. "Sessiz sakin biri. Çok iyi anlaştık çünkü ikimiz de her şeyi oluruna bıraktık. Her şey çok doğal ve güzeldi."

Her iki oyuncu da aynı zamanda bu bağımsız aile draması filmiyle yeni bir şey denemeye çalışıyordu: Gandolfini Tony Soprano'dan, Stewart ise Bella'dan daha fazlası olduğunu göstermeyi amaçlıyordu -  fakat bu roller o kadar kolay kurtulunacak roller değildi.

Stewart nereye giderse gitsin Alacakaranlık hayranları orada toplanıyor ve adeta onun için çıldırıyorlardı. O dönemde tüm bu ilgiyi iyi bir şekilde idare edemediğini düşünüyordu fakat rol arkadaşının çılgın Sopranos hayranlarına karşı hissettiği duyguları çok iyi bastırdığı için ona hayran kalmıştı.

Stewart 2009'da verdiği bir röportajda, "Çok soğukkanlı. Ve bu durum çok sinir bozucu," demişti. "Herkes 'Tonyyy! Hey, Tonnyy!' deyip duruyordu. Bense orada öylece oturduğum yerden 'Yapmayın şunu... Yoksa yumruğu yiyeceksiniz.' diye düşünüyordum."

Ve bu hayranlık karşılıklıydı. Gandolfini, geçtiğimiz yıl Stewart'ın 'Yolda' filmindeki performansı için Variety'e bir yazı yazmıştı. "Kristen Stewart da o deli insanlardan biri. İyi bir delilik onunkisi. Ve insanların aklını başından alma konusunda da oldukça kararlı. Onlara sadece Alacakaranlık'taki Bella olmadığını gösterme konusunda. İçin için yandığını, tutuştuğunu, kariyerinden ve hayatından çok daha fazlasını istediğini gösterme konusunda. Hem de ne tutuşma."

Anthony Breznican | EW
Çeviri: cenup

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder