1 Ocak 2013 Salı

Monthly Exile Dergisi Röportajı (Şubat 2013 Sayısı)

Robert Pattinson ve Taylor Lautner'la ilk tanıştığın günü hatırlıyor musun?

KS: Tabii ki. Genellikle kişiler hakkında ilk izlenimler hatırlanmaz ama ben ikisini de çok iyi hatırlıyorum. Onlar çok özel insanlar.

İlk olarak Taylor'la tanıştım. O zamanlar çok küçüktü, öyle ki onu koruma içgüdüsü yaratmıştı bende. Aramızdaki yaş farkının azlığına bakılırsa bu biraz küstahça gelebilir ama o zamanlar cidden öyle hissetmiştim. Onun yakınında olmak bile gülümsemenize yeter... tıpkı Jacob gibi. İlk filmin çekimlerinden bu yana onunla birlikteyken kendimi hep çok rahat hissettim. Sanki onu çok uzun zamandır tanıyormuşum gibi.

Robert ile ise ilk defa oyuncu seçmelerinde karşılaştım. O gün Edward rolü için seçmelere 4 oyuncu katılmıştı. Rob içeriye girdiği an o kimyayı hissettim. İki oyuncu performanslarıyla o kimyayı sonradan da oluşturabilirler, yani o kadar da önemli değil. Fakat biz buna zaten sahiptik. Kimin seçileceğine karar vermek gibi bir yetkiye sahip değildim fakat Rob'un "aradığımız kişi" olduğundan hiç şüphem yoktu. Hatta onun adını senaryoya bile yazmıştım.

Yani kader sizi karşı karşıya getirdi...

KS: Herkesi kendine çeken bir büyüsü vardı. Diğer aktörler de çok yetenekliydi fakat kendilerini çok zorluyorlardı ve bu da cazibelerini kaybetmelerine neden oluyordu. Rob rolünü gösteriş yapmadan, abartısız canlandırdı. Mükemmeldi.

Duyduk ki sen ve Rob Alacakaranlık'taki rollerinize hazırlanmak için 'Last Tango in Paris'i izlemişsiniz.

KS: İlk filmin provaları sırasındaydı. Edward ve Bella arasındaki o eşsiz ilişkinin 'Last Tango in Paris'tekine benzediğini düşünmüştük. Aslında filmdeki o mazoşist ilişki fazla uç bir örnek ama Edward ve Bella'nın arasındaki ilişkiyi kavramamıza yardım etti.

Nihayet beşinci filmde ilk kez bir vampiri oynamak nasıldı?

KS: Bella'nın vampire dönüşümüyle annelik duyguları da güçlendi. Annelik içgüdüleriyle süslenmiş cool bir vampire dönüşüyor, her kadının sahip olduğu annelik içgüdüsüyle bir vampirin vahşi, agresif doğasının karışımı. Ayrıca yenidoğan vampir Bella en güçlü vampir durumunda.

Mackenzie Foy ile aranız nasıldı?

KS: Mackenzie tıpkı benim küçük kardeşim gibi. Çok yetenekli bir oyuncu, onunla çalışmak çok eğlenceliydi. Ayrıca bir anneyi canlandırmak benim için o kadar da gerçek dışı bir şey değildi. 

Bir gün anne olmak ister misin?

KS: O içgüdülere sahibim, yani tabii ki isterim. Kendime bu konuda baskı yapmak istemiyorum ve hemen şu anda bir çocuğum olsun da demiyorum fakat günün birinde kendi çocuğumu kucaklamak için can atıyorum.

Yapmak istediğin başka şeyler de var mı?

KS: Daha fazla seyahat etmek istiyorum. Yemek yemeyi çok seviyorum. İşimden bağımsız bir şekilde yalnızca kendim için seyahat etmek istiyorum. Köpeklerimle oynamak, roman yazmak... liste böyle uzayıp gider.

Forbes'un yılın en çok kazanan aktristleri listesinde kendini 1 numarada gördüğünde neler hissettin? Cameron Diaz ve Sandro Bullock'u da sollamışsın üstelik.

KS: Benim için en önemli şey ne yapmak istediğimi hatırlamak ve kendimle yarışa girmek. Sonuçlar önemli değil. Zaten bu sıralamaları umursamak da aptalca. Sadece bir kere hayata geliyorsunuz, istediğiniz şeyleri yapmaya devam etmelisiniz.

ÇEVİRİ: elwiens
Japonya'dan İngilizce'ye çeviri: @RobbedNStewedItsOkToBeYou

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder