26 Mayıs 2012 Cumartesi

'Pamuk Prenses ve Avcı' Resmi Basın Bülteni (Prodüksiyon Notları)

***Şahane notlar, mutlaka okuyun.

PAMUK PRENSES ve AVCI
PRODÜKSİYON NOTLARI

UHQ afiş. Orijinal boyutu için üzerine tıklayınız.
Pamuk Prenses ve Avcı’da efsanevi masalın nefes kesici yeni bir perdesi başlıyor.

KRISTEN STEWART (Alacakaranlık serisi, On the Road) filmde, kötü Kraliçe Ravenna’dan (Oscar® ödüllü CHARLIZE THERON – “Prometheus”, “Hancock”) daha güzel olan tek kişidir. Kraliçe de kendisini yok etmek istemektedir. Fakat kötü kraliçenin hesaba katmadığı bir şey vardır: Kendisinin elinden kurtulan bu genç kadın, kraliyetini tehdit etmekte ve Eric adlı (CHRIS HEMSWORTH – “Thor”, “Yenilmezler”) aslında Pamuk Prenses’i öldürmek için görevlendirilmiş bir avcıyla beraber savaş sanatları çalışmaktadır.

Bu aksiyon-macerayı sinemaya, “Alis Harikalar Diyarında”nın milyar dolarlık yapımcısı JOE ROTH ve başarılı reklam yönetmeni, ilk uzun metrajlı filmini yapan RUPERT SANDERS taşıyor.

SAM CLAFLIN (Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde) filmin uluslararası oyuncu kadrosuna, Pamuk Prenses’incesareti ve saflığından etkilenen genç dük William olarak katılıyor. Bu fantastik yolculukta Pamuk Prenses ve Avcı’ya eşlik eden 7 Cücelere katılıyor. Karakterleriyse İngiliz sinema dünyasının önde gelen oyuncuları canlandırıyor:

IAN McSHANE (Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde) klanın hırçın lideri Beith; BOB HOSKINS (Bayan Henderson Sunar) kör devlet adamı; RAY WINSTONE (Köstebek) aksi alkolik Gort; NICK FROST (Hot Fuzz) Beith’in sağ kolu Nion; TOBY JONES (Frost/Nixon) ekibin en sağlam askeri Coll; EDDIE MARSAN (SherlockHolmes) Coll’un gölgesi Duir; JOHNNY HARRIS (Kefaret), Muir’in müzisyen oğlu Quert ve BRIAN GLEESON (Kartal) cücelerin en genci, krallığın Pamuk Prenses’e duyduğu sevginin somut örneği Gus rolünde.

Yardımcı oyuncu kadrosunda da çok yönlü oyuncular bulunuyor: SAM SPRUELL (Ölümcül Tuzak) Ravenna’nın kara büyülerine yardımcı olan erkek kardeşi Finn; VINCENT REGAN (Titanların Savaşı) William’ın babası, direnişin lideri Dük Hammond; LILY COLE (St. Trinian’s) genç cariyeGreta; NOAH HUNTLEY (28 Gün Sonra…) Pamuk Prenses’in lanetli babası Kral Magnus; LIBERTY ROSS (W.E.) prensesin öngörülü annesi ve ilk uzun metrajlı filminde oynayan RAFFEY CASSIDY de genç Pamuk Prenses rolüyle karşımızda.

Pamuk Prenses ve Avcı’nın başarılı sahne arkası yetenekleriyse şöyle: Roth’un yapımcı arkadaşı SAM MERCER (Altıncı His, Yenilmez), görüntü yönetmeni GREIG FRASER (Kanıma Gir, Parlak Yıldız), yapım tasarımcısı DOMINIC WATKINS (Medusa Darbesi, United 93), Oscar ödüllü kurgucu CONRAD BUFF (Titanik, Maymunlar Cehennemi Başlangıç) ve kurgucu NEIL SMITH (Faintheart), beğenilen besteci JAMES NEWTON HOWARD (Açlık Oyunları, Kara Şövalye) ve üç Oscar ödüllü kostüm tasarımcı COLLEEN ATWOOD (Alis Harikalar Diyarında, Bir Geyşanın Anıları, Şikago).

Bu aksiyon maceranın hikâyesi EVAN DAUGHERTY’ye, senaryosu ise yine DAUGHTERY ve JOHN LEE HANCOCK’a (Kör Nokta, TheAlamo) ve HOSSEIN AMINI (Drive ve kısa süre sonra gösterime girecek olan 47 Ronin).

Filmin sorumlu yapımcıları PALAK PATEL (yakında gösterime girecek olan “Oz:The Great andPowerful”) ve Oscar® ödüllü GLORIA BORDERS (Terminatör 2: Kıyamet Günü, ForrestGump).

YAPIM HAKKINDA

ALİS’TEN PAMUK PRENSESE DESTANSI MASALLARI YENİDEN TASARLAMAK

20th Century Fox ve Walt Disney Studios’un eski yönetim kurulu başkanı ve Tim Burton’ın dünya çapındaki fantastik hiti “Alis Harikalar Diyarında”nın yapımcısı olan Joe Roth, EvanDaughtery’nin yazdığı, daha sonra “Pamuk Prenses ve Avcı” adını alacak senaryosu yapım şirketi RothFilms’e geldiğinde, ekibinin inanılmaz bir şey bulduğunu anladı. Roth’un geliştirme şefi (ve bu filmin sorumlu yapımcısı) PalakPatel, Daughtery’nin hikâyesindeki potansiyeli gördü. Hikâye, 1812’de yayımlanan “Kinder-undHausmärchen” (Çocuklar ve Masallar) adı altında yayımlanan Grimm Kardeşler masallarına yenilikçi bir bakış getiriyordu.
           
Roth ve Patel, şirketin yeni aksiyon-macerasının yönetmenliğini kimin yapacağını da buldu. Oldukça donanımlı bir reklam yönetmeni olan ve benzersiz görsel tarzıyla “Halo 3” gibi bilgisayar oyunlarının reklam kampanyalarını yürütmüş ve zirveye çıkmıştır. Roth, Patel ve sorumlu yapımı GloriaBorders; Sanders’ın çalışmalarındaki etkileyici çeşitliliğin yanı sıra reklamlarındaki ruhun derinliğinden de çok etkilendiler.

Roth’un ekibinin eline geçen senaryo taslağından herkes memnundu. Fikri paylaştıkları ilk ve tek yönetmen sadece Sanders oldu. Hayal gücü zengin bilgisayar dünyasının deneyimli yönetmeni Sanders, Pamuk Prenses filminin hem kızlara hem de erkeklere hitap etmesi gerektiğine inanıyordu. Herkes, Sanders’ınvizyonu ve becerisi sayesinde yapıma bir denge getireceğini düşünüyodu.

Roth; zamandan bağımsız bu hikâye ve Sanders’ın görsel becerileri sayesinde doğru yolda olduklarına inandığını söylüyor: “Bu hikâyeyi tamamen değiştirme fikri çok hoşuma gitmişti. “Alis Harikalar Diyarı”nı yaptıktan sonra şunu fark ettim: Doğru hikâyeyi bulursanız ve ileri görüşlü bir yönetmeni işin başına getirirseniz, modern bir yapım elde eder, tüm modern araç gereçleri kullanır, her şeyin en iyisine sahip olursunuz.” Roth, Sanders’ta bu adamı bulduğunu anlatıyor: “Reklam filmlerini izlediğimizde, muhteşem bir göze sahip olduğunu anlamıştık. O kadar akıllı olmasından çok etkilendim. Çok çabuk öğrenebileceği de belliydi.”


İngiliz yönetmenin projeyi kabul etmesi çok da kolay olmamış. Sanders anlatıyor: “Proje arayışı içindeydim. İlgilendiğim birkaç proje vardı. Daha sonra bana senaryoyu yolladılar. ‘Pamuk Prenses mi? Dalga mı geçiyorsunuz?’ dedim. Ama okuduktan sonra ‘Vay canına. İnsanların daha önce görmediği bir dünya yaratmak için inanılmaz bir fırsat’ diye düşündüm. Hikâyenin beni etkileyen yanı, birçok insanın hissettiği bir şeyden yola çıkmasıydı. Çocukken hepimiz bu masalı okuduk, 1937’de yapılan, Disney’in ilk masal uyarlaması olan çizgi filmini izledik. Bunu yeniden yaratma fikri çok hoşuma gitti.”

Sanders, hikâyeyi daha erkeksi bir açıdan ele alma fırsatının da kendisini çok heyecanlandırdığını söylüyor: “Pamuk Prenses’in karakter gelişimi, efsanevi bir kahramanın yükselişine benziyor. Neredeyse LukeSkywalker’ın kadın versiyonu. İkonikmetaforlar ve görseller de dâhil olmak üzere onun işlediği konuları ele aldık ama her şey biraz daha çarpık. Aynamız, kırmızı elmamız ve kötü kraliçemiz hâlâ var ama bir yandan büyük savaşlar ve isyanlar da var. Hikâye çok daha büyük, kaybedilecek de çok daha büyük şeyler var. Ölüm kalım savaşı.”

Senaryoyu okuduktan 24 saat sonra Sanders, yapımcılara birçok fikir sundu. Ertesi gün filmi nasıl hayal ettiğine dair ilk düşüncelerini söyledi. Daughtery’nin hikâyesine, İngiliz ve Fransız heykeltıraşların yanı sıra Alman ressamlardan da aldığı görsel konseptleri yerleştirdi. Sanders’ın kırılgan, başkası tarafından kurtarılan bir Pamuk Prenses resmetmeye niyeti yoktu; onun kahramanı görevine düşmanı kadar odaklı biriydi.

Senaryo geliştikçe, yönetmen Grimm Kardeşlerin masalındaki sembollerin, anlatım sırasında kaçınılmaz olduğunu gördü. Kendisi şöyle anlatıyor: “Bunlar çok güçlü semboller. Hikâyedeki her şey – ayna, elma –çok ikonik ögeler ve hepsinin çok daha derin konuları var. Elma, hayat ağacındaki bilgi. Pamuk Prenses hikâyesi, ölümsüzlüğü anlamamıza yardımcı oluyor; kıskançlık ve öfkeye yenik düşmememiz gerektiğini, yenik düştüğümüz takdirde hayatımızın sona erdiğini öğretiyor bize. Hayatın tadını çıkarmamı, hiç ilgimiz olmayan bir şeyin peşine düşmememiz gerektiğini anlatıyor.”

İlk uzun metrajlı filmini yöneten bir yönetmenin yapabileceği aksiyonu ve duygusallığı Universal Pictures yöneticilerine göstermek için Sanders, kemik kadro ve yapım ekibiyle birlikte 2011 yılının Ocak ayında, kendi hayalindeki “Pamuk Prenses ve Avcı”da yer alacak bazı çok iyi görsel sahneleri filme aldı. Arkadaşlarından ve meslektaşlarından aldığı yardımlarla kısa bir film hazırladı, birkaç özel efekt ekledi ve dış ses anlatımını da bir arkadaşına yaptırdı. Stüdyo, Sanders’ın bir haftasını alan çekimin kasetini izleyince – Kraliçenin kuzguna dönüşmesini, elmanın çekirdeğine kadar parçalarına ayrılmasını, perilerin; kuşların göğüslerinden çıkmasını – filme yeşil ışık yaktı. Herkes, genç yönetmenin farklı bir bakış açısıyla bu destansı filmi yönetebileceğini anladı.

Sanders, filmin görsel tarzıyla ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor: “Çok zengin ve fantastik bir dünya oluşturmak istedim ama peri masalıyla fanteziyi de birbirinden ayırmak istedim. Bana göre bunlar çok farklı şeyler. Daha kas gücüne dayalı ama aynı zamanda da çok duygusal bir şey yaratmak, büyük ve destansı bir film yapmak istedim. Çoğu zaman bu yapıda filmler görsel açıdan çok kuvvetli ama çok az duygusallığa sahip olur. Ben, hikâyedeki bu duyguyu bulmak istedim.”

Filmin yapım öncesi hâli şekillenirken, “Kör Nokta”nın John Lee Hancock’u ve “47 Ronin”in Hossein Amini’si, Daughtery’nin hikâyesinin temelinden yola çıkarak filmin son senaryosuna katkıda bulundu ve Roth; donanımlı bir yönetmen ve M. Night Shyamalan’ın uzun zamandır beraber iş yaptığı Sam Mercer’ın yapımcı olarak filme katılmasını istedi.

Mercer, karakterin günümüze kadar gelmiş hâlinin dikkate alınarak yeni bir şekle sokulduğu için yapıma dâhil olmuş. Mercer, kadın kahramanla ilgili şöyle konuştu: “Pamuk Prenses bir yolculuğa çıkmış ama henüz bunu kabul edememiş. Krallığın kontrolünü ele geçirmeli ve babasının ona bıraktığı tahta çıkmalı. Karakter, halkı için bir şey yapmaya çalışan biri ve bu temel konular özünde bizim bağ kurduğumuz konular. Rupert’ın estetik anlayışı ve sinematik detaya gösterdiği özenle bu materyale modern bir hava katacağını ve onu büyük, eğlenceli bir yaz aksiyon filmine dönüştüreceğinden emindik.”
                                  
GÜZEL KAN

AKSİYON MACERAYA OYUNCU BULMAK

Roth, Mercer ve Sanders’ın amacı, zamana dayanıklı bir film yapmakla kalmayıp Grimm Kardeşlerin ruhunu, tarzını ve tonunu yakalayacak, bu halk bilimcilerin hikâyelerini ilk yazdıkları zamandan 200 yıl sonra olabileceği hâliyle bunu hayata geçirecek bir yol izlemekti. 2011’in son baharında İngiltere’de başlaması kararlaştırılan prodüksiyonun kast direktörü LUCY BEVAN, bu yeni versiyonda rol alacak oyuncuların arayışına girdi.

İlk olarak “en kötü”yü, Kraliçe Ravenna’yı canlandıracak oyuncu seçildi. Bir büyücünün kızı olan Ravenna, kötü tarafa yavaşça geçti. Küçük bir kızken zalim bir hoca tarafından kaçırılan Ravenna’nın sahip olduğu tek güç, çarpıcı güzelliğiydi. Her ne kadar annesi, zamanın kötülüklerine karşı onu korumak için bir büyü yaptıysa da, Ravenna bunu sürdürmek için genç cariyelerin canlarını almaya başladı. Pamuk Prenses’in babası Kral Magnus’a büyü yapıp onu öldürdükten sonra Ravenna, ölümünü duraklatıp hayat dengesini bozuyor ve bu kötülük krallığa kanser gibi yayılıyor. Ama zalimliği orada son bulmuyor. Tamamen ölümsüz olmak için Ravenna, üvey kızı dünyanın en güzeli olduğu andan itibaren Pamuk Prenses’in de kalbini almak zorundadır.

Sanders, ikonik hikâyenin bu yorumundaki rolünün yanı sıra, bu varlığın gücüyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Kraliçe, ölümü sembolize ediyor ve kendi ölümünü engellemeye çalışıyor. Ölümsüzlük peşinde, bu yüzden krallıktaki her şeyin dengesi bozuluyor. Tam tersine Pamuk Prenses’te hayatın akışının temsili. Avcı’nın göreviyse onun canını almak. Kraliçe başarısız olursa, yaşam ve ölüm döngüsü tekrar düzene girer ve krallık da eski hâline döner.”

Oscar® ödüllü CharlizeTheron kraliçe rolünü canlandırıyor. Sanders, rolü Theron’a vermesiyle ilgili olarak şöyle konuştu: “Charlize, kariyeri boyunca muhteşem performanslar sergiledi. Aynı zaman da son derece de güzel bir kadın. Güç ve güzelliği, mevcut her oyuncudan daha fazla bünyesinde barındırıyor. Margaret Thatcher’ın Kate Moss’la harmanı gibi.”

Sanders, filmin sembolizmi ve Theron’un bu benzetmeleri hayata geçirmeye karar vermesiyle ilgili olarak şöyle diyor: “Elinizde böyle arketipler varsa onlarla oynayabilirsiniz. İnsanlar, Kraliçe “ayna ayna, söyle bana” dediğinde bunun tadına varmak istiyor. Bu lafın, o endam ve güzellikte birinden geldiğini görmelerini istiyoruz.”

Roth, oyuncu seçimi sürecini anlatıyor: “Baştan beri Charlize’in oynamasını istiyorduk. Ben onunla daha önce de beraber çalıştım. Çektiği reklam filminin setine gidip ara vermesini bekledik. İnce topuklularıyla ve reklam kostümüyle yanımıza geldiğinde ‘Rupert’ın aklı başından gidecek’ diye düşündüm.”

Yapımcı, Charlize çekimler için sete geldiğinde de ondan çok memnun kalmış. Charlize, siyah yağ dolu bir küvette yüzmek de dâhil olmak üzere karaktere bürünmek için çok zorlu sahneler için de istekliymiş. Roth şöyle diyor: “Charlize, şiddetli bir performans sergiliyor. Bu, ilginç bir karışım: Kontrol daima onda, onu izlemesi harikulade ve kendisi de korkusuz.”

Theron’un role ilgi duymasının sebebi, ihanete uğramış yaralı bir varlığın karmaşık insan doğası. Theron, Kraliçe’nin arka plandaki hikâyesini şöyle anlatıyor: “Ravenna’nın annesi o daha çok küçük yaşlardayken ona genç ve güzel kalması gerektiğini aşılıyor. Ravenna, ancak sihirli güçleriyle ayakta kalabileceğini fark ediyor ve kendisine böyle bir yol çiziyor.”

Theron’a göre Ravenna’nın “acımasız içgüdüleri” ve “ölümsüz olmak için Pamuk Prenses’in atmakta olan kalbine ihtiyaç duyduğu takıntısı” olsa da, kraliyet; bütün insanlığını yitirmiş değil. Sanders gibi Theron da bu zamandan bağımsız hikâyenin içinde bulunan zorlu derslerin çok güzel olduğu görüşünde: “Ravenna, hayatta farklı seçimler yapsaydı sahip olacağı bir şeyi istediğini fark ediyor. Ama benimsediği yaşama şekli ve şu an bulunduğu konum itibarıyla buna sahip olamıyor. Hatta onun için böyle bir şey söz konusu bile değil.”

Pamuk Prenses’in annesi ölünce ve babası da Ravenna’yla evlenince, genç prenses; masumiyetinin ve merhametinin, aslında Kraliçe’nin nefret ettiği özellikler olduğunu fark ediyor. Yedi yıl boyunca bir kuleye kapatılan Pamuk Prenses, babasının katilinin krallığı zalimce yönetmesine şahit oluyor. Ama okçuluk ve at binme eğitimi almaya başlayan bu güzel genç kız kaçıyor ve sıkıntılı bir müttefikle çalışmaya başlıyor. Artık halkını, onlara zulmeden kişiden korumasının zamanı geldi. Onların silahı olacağına dair yemin ediyor ve Ravenna’ya karşı verdiği mücadeleye onların da katılmasını istiyor.

Sanders, Pamuk Prenses’in karakterindeki sınırı iyi çizmeleri gerektiğini biliyordu. Bir savaşçıdan çok mağdur bir kızın anlatıldığı yüzlerce yıllık masalı adapte ederken, yapımcılar için Pamuk Prenses’in ve yolculuğunun tüm dünyadaki günümüz okuyucuları için açık ve ortada bir karakter olması çok önemliydi. Onun karşılaştığı engeller ve sorunlar, genç kızların ve kadınların günümüzde de karşılaştığı sorunlar: yalnızlık ve olgunlaşmak; güven, sevgi ve güç sorunları, aynı zamanda da güzelliğin en nihayetinde geçici bir şey olduğu sorunsalı.

Ravenna’nın can düşmanını canlandıracak oyuncuyu bulmak, Ravenna’yı bulmaktan biraz daha zor oldu. Yapım ekibi arketip karakterin iki yönünü; yani hikâyenin ilk yarısındaki masum, naif ve hassas Pamuk Prenses’le, ikinci yarısında dönüştüğü savaşçı prensesi performansına yansıtabilecek bir oyuncu arayışındaydı. Filmin ilk yarısını başarıyla oynayabilecek birçok genç oyuncu buldular ama karakterin sert yönünü ortaya koyabilecek birini bulmakta zorlandılar. Keza, seçmelere katılan yaşı daha büyük oyuncular da savaşçı karakteri çok iyi canlandırırken, filmin başındaki sahnelerinde ortaya konması gereken çekingen mağdur rolünde ikna edici olamadılar.

Bu geniş rolü canlandırabilecek oyuncuyu bulmak için yapılan dünya çapındaki araştırmalardan sonra, “Alacakaranlık” filmlerindeki Bella Swan rolüyle tanınan Kristen Stewart, Pamuk Prenses rolüne seçildi. Ekibin yaptığı bu seçimi Sanders şöyle yorumluyor: “Kristen, çok yetenekli. Şu ana kadarki projelerinde çok başarılı oldu. Ama bu filmle hem daha geniş bir kitleye hitap ediyor hem de klasik bir karakteri canlandırıyor. Daha önce yaşadığımız zamanın dışında geçen filmlerde yer almış olsa da böyle bir film çekmemişti. Bu onun için sivrilip parlama fırsatı.”

Roth, Stewart’ın seçiliş sürecinin perde arkasını anlatıyor: “Hepimiz, Pamuk Prenses’in utangaç değil; agresif, baskın, Jan Dark’ın pozitif bir tiplemesi olması gerektiğine inanmıştık. Aslında ünlü olmayan bir oyuncu arıyorduk; tıpkı “Alis Harikalar Diyarında”da olduğu gibi. Orada da Alis’iMiaWasikowska canlandırmıştı. Fakat Rupert ve ben, son “Alacakaranlık” filminin çekilmekte olduğu New Orleans’a gitmeye karar verdik ve Kristen’la konuştuk. Kristen’ı kadroya dâhil etmiş olduğumuz için çok memnunuz. Rolüne gerçekten çok iyi hazırlandı. Dört ay boyunca at bindi, yine dört ay boyunca İngiliz aksanı üzerinde çalıştı.”

Stewart, uzun zamandır tanıdığımız genç bir kadını bize tanıtıyor: “Pamuk Prenses’i alıp değiştirmeye çalışmıyoruz, masaldaki hâline sadık kalıyoruz. İnsanların birbirine ne kadar güzel davranabileceğini anımsatıyor bize.” Theron’la aynı fikirde olan oyuncu, güzelliğin ve gücün bir arada ele alınmasından çok memnun. Stewart anlatıyor: “Gösterişten tamamen uzak genç bir kızı canlandırmak çok ilginçti. O hiç gösterişli değil. Oynadığınız hemen hemen her rolde en azından kendinizin farkında oluyorsunuz ve genç kızlıktan kadınlığa geçiş yaparken boşluğa düşen bir kızı canlandırmak zorunda kalabiliyorsunuz. Pamuk Prenses’te bunların hiçbirisinin olmaması ve Ravenna’nın da tam zıttı olması, insanların hayatta neleri güzel bulduğuyla ilgili çok şey anlatıyor.”

Oyuncu, yazarların; ilk başta zayıflıklardan kuvvet alan bir ormanda kapana kısılan Pamuk Prenses yorumunu çok beğenmiş. Stewart anlatıyor: “Güçlü karakterlere hayranım ama bu, güçlü olmak adına yapılmış bir şey değil. Çok kadınsal ve insancıldı. İnsanların destek olacağı, “bastır” diyeceği bir karakteri canlandırmayı çok seviyorum."

Bu rolle Stewart, ilk kez bir aksiyon kahramanını canlandırdı. Stewart anlatıyor: “Pamuk Prenses ilk başta herkesten uzak, dünyayla bağlantısı kesik biri. Kaçtıktan sonra tekrar insan oluyor ama kendi için savaşmıyor. Sanki ortada doldurulamaz bir boşluk var. Çoğu aksiyon karakteri kendini beğenmiştir ve intikam peşinde koşar ama o öyle yapmıyor. Bunu daha önce görmemiştim. Bence müthiş.”

Stewart, bu çapta bir yapımda aksiyon gerektiren birçok hareket olacağını biliyordu ama mücadeleye hazırdı. Örneğin, Pamuk Prenses’in kaçış sahnesinde oyuncu, canlı farelerin arasında kalıyordu. Yine bu kaçış sahnesi için buz gibi bir Londra gününde iki katlı bir binadan bir havuza atlaması gerekti.

Diğer bir başrol oyuncusu da tabii ki Avcı Eric’ti. Eric, Büyülü ve Karanlık Ormanları avucunun içi gibi bilen bir avcıdır. Avcı, peşine düştüğü hayvanlara saygı duyar ve onlar gibi düşünme yeteneğine de sahiptir. Ama karısı Zara öldükten sonra para karşılığı çalışan bir ayyaş olur. Avcı’nın yeni görevi Pamuk Prenses’i ormana götürüp, kalbini Ravenna’ya teslim etmektir. Ama Eric, Kraliçe’nin ihanetini öğrenince bütün öfkesini, Ravenna’nın başladığı işi bitirmeye odaklanmış bu genç kadını eğitmeye yöneltir. Eric, Pamuk Prenses’te karanlığın sona ereceğini görmeye başlıyor ve tekrar kralın zamanlarına dönebileceklerine inanıyor.

İlk başta yaşı Pamuk Prenses’ten çok daha büyük biri olarak düşünülen Avcı karakteri, senaryo geliştirme sırasında değişime uğradı. Yapımcılar, Chris Hemsworth’ün İskandinav savaş tanrısını canlandırdığı Thor’u izledikten sonra rolü kendisine verdi. Karizması ve ekrandaki duruşuyla; kurtuluşu Pamuk Prenses adındaki genç bir kadında bulan acılar içindeki eski askeri canlandırabileceğine ikna oldular.

Tavırları, espri anlayışı ve fizikiyle Hemsworth, karakteri hayata geçirebileceğini ve Stewart’la Theron arasında ideal bir denge kurabileceğini kanıtladı. Mercer, yaptıkları seçimle ilgili şöyle konuştu: “Avcı’yı kimin oynaması gerektiğine ve nasıl bir ilişki üçgeni oluşturacağımıza dair büyük zaman harcadık. Birçok oyuncuyla konuşup deneme yaptıktan sonra Chris’i keşfettik. Chris, büyük bir yıldız olma yolunda ilerliyor. Onun, bizimle olması gerekiyordu.”

Hemsworth’ün setteki ilk gününde en korkutucu çekimlerden biri yapıldı: Kraliçe’nin Avcı’yı görevlendirdiği Theron’la çekilecek büyük sahne. Roth, Hemsworth’ün Oscar® ödüllü oyuncuyla başa baş bir performans sergileyeceğini biliyordu. Yapımcı, oyuncusunu övüyor: “Adam, oyun kurucu endamına sahip. Çok yakışıklı ve harika bir karakter derinliği var. Chris, her zaman elinden gelenin fazlasını ortaya koyan biri.”

Rolüyle ilgili olarak Hemsworth şöyle konuştu: “Avcı, kayıp bir ruh. Hayatı ve kendini boş vermiş. Onu ilk gördüğümüzde ayyaş, ormanda paralı asker olarak çalışan ve yalnız yaşayan, avcılık yapan biri. Daha sonra kendisine Pamuk Prenses’i bulup pnu Kraliçe’ye teslim etme görevi veriliyor.” Rolüyle ilgili olarak Hemsworth şöyle diyor: “İsteksiz kahramanı oynama fikri çok hoşuma gitmişti: Dışarıdan bakınca çok sert ve kaba ama içten içe çok iyi kalpli biri. Karakterinin tutarsızlıklarını zorlamaya çalıştık, ne yapacağı önceden kestirilsin istemedik.”

Yazarların oluşturduğu “klasik Western karakteri” ve yönetmenin görsel tarzı da Hemsworth’ün çok hoşuna gitmiş. Oyuncu anlatıyor: “Rupert’la birlikte okudum ve görsel olarak ne kadar yaratıcı olduğunu gördüm. Karakter ve hikâyeyle ilgili konuşmalar yaptık. Söyledikleri bana ilham verdi. Rupert’tan daha fazla film çekmiş birçok insanla çalıştım ama birçoğu onun kadar donanımlı, motive veya yenilikçi değildi. Adam gerçek dışı. Büyük, fantastik, özünde duygusallık olan destansı hikâyelerin konu edildiği filmleri çok severim. Bunlar, insanın bağ kurabileceği karakterler. Hikâye; umut, ilham, sevgi ve trajediyi anlatıyor. Tüm bunlar hepimizin uğraştığı şeyler ama hikâye inanılmaz, berrak bir fonda anlatılıyor.”

Hemsworth ve Stewart dövüş sahnelerini beraberce prova ettiler. Yapım sırasında bazı hatalar yaşandı. Hatta bir sahnede Stewart, yanlışlıkla donanımlı kickboksçunun suratına yumruk attı. Chris’in burnu şişti ve yarası makyajla kapatıldı. Stewart, tam bu Avcı’ya göreydi.

Tabii ki bu masal yakışıklı prens olmadan olmazdı. Bu kişi, Pamuk Prenses’in yakın çocukluk arkadaşı ve kralın eski dostu Dük Hammond’ın oğlu William’dı. Ravenna’nın karanlık ordusu sarayı ele geçirip Pamuk Prenses’i hapse atınca, Sam Claflin’in canlandırdığı William; babasıyla birlikte troller, cüceler ve perilerin yaşadığı bir bölgeye kaçtı. Krallığın geri kalan kısmını, dünyanın doğal düzenini altüst etmiş olan şeytani kadından korumak için yıllar boyu bir ordu toplamaya çalıştılar. William, çocukluk aşkının hâlâ hayatta olduğunu öğrenince usta nişancı Pamuk Prenses’i bulmaya ve onu bir daha asla bırakmamaya ant içer.

Claflin, karakterinin motivasyonunu anlatıyor: “William, dünyayı daha iyi bir yere dönüştürmeye uğraşıyor ve babasının emirlerine karşı gelerek bunu yapmaya çalışıyor. Babasının emirlerine karşı gelmesi, onu biraz da asi bir karakter yapıyor. Ama aslında tüm bunları dünyanın yararına olacağına inandığı için yapıyordu. O, çok saygı duyulacak biri.”

Sürgünde yaşamaktan bıkan William, krallığın emrindeki halkı baskıdan kurtararak tahta geçmeye hazırdı. Çocukluk arkadaşı Pamuk Prenses de onun müttefiki oldu. Claflin sözlerine devam ediyor: “Hayatın, bu uzun, kocaman duvarlar ardında yaşamaktan ibaret olmadığını biliyor. Babasıysa tehlikeye girmek veya kimsenin hayatını riske atmasını istemiyor. William, daha iyi şeylere kavuşmak için riske girilmesi gerektiğine inanıyor.”

Sanders; Claflin ve William’ın hikâye içindeki rol sürecini anlatıyor: “Sam, mükemmel bir performans sergiledi.William’ı canlandırmak zordu çünkü Avcı karizmatik biri. Kötü adam. Nefret etmeyi sevdiğimiz, sevmekten nefret ettiğimiz biri. Ama biz, William’ı dinamik yapmaya çalıştık. Devlet adamı bir babanın savaşçı oğlu olan William, kendi başına savaşıyor ve çalışıyordu. Çocukken onu en çok yaralayan olay, bir savaş sırasında Ravenna’nın kralı öldürüp sarayı ele geçirmesi ve Pamuk Prenses’in ondan koparılmasıydı. Sam’in bu zor rolde sergilediği performans hepimizi çok etkiledi.”

Yardımcı oyuncular da çok yetenekliydi. Sam Spruell, Ravenna’nın her istediğini yapan kötü erkek kardeşini canlandırırdı. Vincent Regan, Kral Magnus’un eski yardımcısı, halkını uzaktaki bir bölgeye götüren Dük Hammond’ı (William’ın da babası) oynuyor. Erken ölümüyle herkesi çaresizliğe sürükleyen talihsiz kral Kral Magnus’u canlandırıyor. Liberty Ross da Magnus’un vefat eden ilk eşini, genç prensesin annesi rolünde. Lily Cole, gençliği Ravenna tarafından elinden alınan genç cariye Greta’yı canlandırıyor. Raffey Cassidy ise ilk uzun metrajlı filminde Pamuk Prenses’in gençliğini canlandırıyor.

İNGİLİZ USTALAR CÜCELER SEÇİLİYOR

Filmin cüceleri, en iyi İngiliz oyunculardan seçilmişti ve görsel efektlerle birkaç eski usul numara sayesinde, insan boyutlarına inanıyordu. Cüceleri canlandıracak oyuncuların seçimiyle ilgili olarak Sanders, her bir potansiyel cüceyle ayrı ayrı görüştü, onlara karakter çizimlerini gösterdi ve Pamuk Prenses’e yolculuğunda yardım edecek olan bu savaşçıların hikâyelerini anlattı. Onlarla görüşebilirse, tutkusunun onlara da geçeceğini biliyordu. Gerçekten de bütün oyuncular evet dedi.

Sanders, bu oyuncuları projeye dâhil olmaya nasıl ikna ettiğini anlatıyor: “Sanki bir İngiliz gangster filmine oyuncu seçimi yapıyordum. Bu ayarda bir proje üzerinde çalıştığımdan, tüm bu oyuncular da listemde yer alıyordu. Cüce seçimiyle ilgili olarak farklı bir şey yapmak istedim. Kocaman yürekleri olan sert adamlar bulmam gerekiyordu. Birlikte şarkı söyleyip ağlamalarını, gülmelerini ve kavga etmelerini istedim. Onlar gerçekten de kardeşler takımı. Bir rolü birine verince, diğerleri de peşinden geliyor zaten.

Yönetmen devam ediyor: “O dünyayı detaylarıyla anlatan görsellerle dolu bir kitap hazırlamıştım; coğrafyası, tarihi ve krallığın içinde bulunduğu açmış. Böylece orasının nasıl bir dünya olduğuyla ilgili detaylı bir fikre sahip olacaklardı. Gerisi bana güvenmelerine ve onları ikna edebilme gücüme kalmıştı. Cücelerin filme katkısı büyük. Hem komiklik katıyorlar hem de başka bir duygusal denge sağlıyorlar. Çok içtenler.”

Ian McShane’in canlandırdığı Beith, cücelerin lideri. Avcı’nın eski bir dostu ve Eric’in ne kadar becerikli olduğunu biliyor. Nick Frost’un canlandırdığı Nion, Beith’in sağ kolu ve ne Pamuk Prenses’e ne de Eric’e güvenen, cücelerin üstünlüğünü savunan biri. Ray Winstone’un canlandırdığı Gort; müzikten nefret eden ve hatta müzik duyunca kulağını tıkayan huysuz ve ayyaş bir cüce. Toby Jones’un oynadığı Coll, en sağlam cücelerden ve adeta bir Özel Kuvvetler askeri gibi hizmet veriyor. O ve Eddie Marsan’ın canlandırdığı Duir, savaşçı bir ikiliyi oluşturuyor. Duir, ayrılmaz yarısıyla birlikte cücelerle uğraşan bütün düşmanları ortadan kaldırıyor. Brian Gleeson’ın canlandırdığı Gus, cücelerin en küçüğü ve tanıştığı an Pamuk Prenses’e âşık oluyor. Genç kemancı sadakatini, iş krallığının kurtarıcısını korumaya gelince kanıtlayacak.

Son iki cüce de bir baba ve oğul. Bob Hoskins’in canlandırdığı Muir kördür. Klanının bilge kişisi ve ruhani lideri,  Pamuk Prenses’in çok temiz kalpli olduğundan ve Ravenna’nın katlettiği toprakları iyileştirmek için seçildiğinden emin. Genç prensesin, krallığın gelecek umudu olduğuna inanıyor. Son olarak Johnny Harris canlandırdığı Quert de babasına rehberlik ediyor. Quert, Kelt balatları çalan, insanın içini acıtan bir sese sahip başarılı bir müzisyendir.

Cüceleri canlandıran oyuncuların birçoğu daha önce birbiriyle çalışmış.McShane bu filmde “Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde” deki rol arkadaşı Claflin’le bu filmde de kamera karşısına geçti. McShane ekibin bu projeyle ilgili düşüncelerini anlatıyor: “Hikâye kendi içinde harika zaten: Büyülü, acımasız, seksi ve şu ana dek yer aldığım destanlardan çok farklı. Akıllıca bir senaryosu var ve Rupert’la ekibinin filme kattığı görsel özellikler olağanüstü.”

Marsan, post prodüksiyon sırasında Sanders’ın duyduğu heyecanı yeniden değerlendirmiş olabilir diyor: “Cüceler sete geldiğinde Rupert’ın boyundan büyük işlere kalkıştığı anlaşıldı. Bir grup yaramaz okullu çocuk ortalığı birbirine katıyorduk. Karakter, insanı yaramaz ve kaba olmaya itiyor.”

                        PELERİNLER ve SAVAŞ GİYSİLERİ
            PAMUK PRENSES ve AVCI’NIN KOSTÜMLERİ

Sanders ve yapımcıları, yaratıcı departman sorumlularını bizzat seçti. “Alis Harikalar Diyarında”, “Şikago” ve “Bir Geyşanın Anıları”yla Oscar® kazanan kostüm tasarımcı Colleen Atwood, bu kez dikkatle tasarlanmış incelikli kostümlerle karakterleri seyircilere tanıtma görevini üstlendi.

Tasarımcı uzun süre Sanders’ın reklam işlerinde onunla birlikte çalışmıştı. Yönetmen anlatıyor: “Colleen Atwood hepimizden çok daha deneyimli biri. Onunla reklam işlerinde sayısız kez çalıştım. İşi kabul etmesine çok sevinmiştim çünkü kostüm, bu film için çok önemliydi. Yeterince fantastik olmazsa –ama aynı zamanda da yeterince gerçekçi- o zaman karakterler o dünyaya giremez ve başarısız oluruz. Onun kostümleri bu dünyaya hemen karışıveriyor ve hem dünya hem de karakterlerle ilgili çok şey anlatıyor.

Sanders’ın hikâye anlatımında sembolizm çok önemliydi ve Atwood bu vizyonu mükemmel bir şekilde aktardı. Örneğin, Magnus’un arması, onun iyi ve yardımsever bir kral olduğunu ve krallığının da refah içinde olduğunu temsil ediyordu. Canlı ve verimliydi. Taç da barışı temsil ediyordu. Üzerindeki elma, Grimm Kardeşlerin Pamuk Prenses hikâyesinin ikonik bir parçası. Elma ağacı da sembolik olarak temsil edilen filmin ayrılmaz bir parçası.

Atwood her filme normal, bilindik yerleri araştırarak başlıyor ama ilham almak için en çok müzeler hoşuna gidiyor. Londra’daki Wallace Koleksiyonu; Avrupa’nın en iyi silah ve zırh koleksiyonuna sahiptir (resim, mobilya ve porselen dışında) ve Atwood’a büyük faydası dokunmuştur. Atwood, İstanbul’a kadar gelmiş. Kendisi anlatıyor: “Birkaç gün boyunca kumaş ve kumaş parçaları aldım. Filmin görüntüsünü oluşturmama yardımcı oldu bu. Orada satın aldığım her şeyi bir şekilde kullandım. Yine de 100 birim imalat ürünü lazımdı ama kocaman bir el yapımı ürünler pazarı vardı. İlham vermesi açısından çok faydalı oldu. Doğal fiberlerle boyanmış çok güzel örgü yünler buldum.”

Sanders’ın ilk uzun metraj film denemesinde onunla birlikte çalışmaktan memnundu ve bir yandan kendi hikâyesini anlatırken diğer yandan seyircinin aklındaki ana karakteri de onurlandıracaktı. Atwood anlatıyor: “Pamuk Prenses çocukken izlediğim ilk filmlerden biriydi. Disney karakterinin bazı büyülü yanları vardı, giyinişine bayılmıştım ama bizim karakterimiz kırmızı, mavi ve sarı renkte giyinmiyor.”

Stewart’ın Pamuk Prenses’i fiziki açıdan aktif bir karakter olduğu için Atwood modern görünümlü, hikâyenin gidişatına göre uyarlanan bir kostüm tasarladı. “Pamuk Prenses’in filmin büyük bir kısmında giydiği kıyafet, Kristen’in göz rengini tamamlayan yeşil süetten yapıldı. Elbise katmanlardan oluşuyor. Karakterin aktif olması ve sürekli olarak düzenlemeler yapmamamız için altında da uzun bir tayt var. Elbise ilk başta upuzun ama yolculukları sırasında Avcı, elbisede bir düzenleme yapıyor. Daha sonra altında tayt varken elbiseyi daha kısa bir hâle getirdik. Umarım bu hâli günümüz kızlarının hoşuna gidecek ama aynı zamanda da asıl hikâyeden bağımsız olmayacak.”

Yolculuğunun sonuna doğru Pamuk Prenses, halkının geleceği için savaşa giriyor. Karakteri değiştikçe kostümü de değişiyor. Atwood, buna uygun olarak Stewart’ın at sırtında ve savaşta giyeceği de bir zırh tasarladı. Atwood anlatıyor: “Pamuk Prenses savaşa girdiğinde, uygun bir zırh bulacak vakti olmuyor. Biz de bir zırha ait farklı unsurları bir araya getirip, sanki zırh takmış gibi görüneceği bir kıyafet tasarladık. Oradan buradan toparlanıp birleştirilmiş bir kıyafet gibi görünmüyor. Üstünde o varken ata binebiliyor ve savaşabiliyor ama seyirciye, kıyafetin alelacele bir araya getirildiğine dair küçük ipuçları veriliyor. Bacak kısımları eksik, kostümün de tamamı simetrik değil.”

Ödüllü kostümcü için, Pamuk Prenses’in kostümlerini yaratmak çok eğlenceliydi. Atwood anlatıyor: “Kristen’in yaşında bir kızım var. Onun yaş grubunun bağlantı kurabileceği bir şey tasarlamak istedim. Çokça dönem filmi ve fantastik film çekiyorum ama genç kadınların kıyafetleri çok hoşuma gidiyor.”

Avcı, hikâye boyunca aynı kıyafeti giyiyor ve kıyafetinin her parçası sert, organik materyallerden yapılmış. Karakter için Atwood, Avcı’nın bulunduğu doğal ortamdan ilham almış: Dış dünyadan. Ortaçağ dönemindeki şekil ve kumaşlardan alıntı yapan Atwood’un ekibi küçük hayvan derisi parçalarını bir araya getirip dikmiş. Atwood anlatıyor: “Avcı’nın kıyafeti katman katman. Onun için her şey kullanışlı olmalı. Örneğin büyük, ağır ceketi, aynı zamanda üzerinde uyuyabileceği bir battaniye de olmalı.”

Usta silah kullanımı olmasa , Avcı da avcı olmazdı. Çift ağızlı baltasının yanı sıra bir de kemerinde bıçak seti var. Atwood, Avcı’nın baltasını sırtından kolaylıkla almasını sağlayacak bir kılıf tasarlamalıydı. Ekibi en sonunda, baltayı, koşumlara tutturan mıknatıslar kullandı. Hemsworth bu sayede kolayca ve hızlı bir şekilde silahını çekebiliyordu. Dublör koordinatörü BEN COOKE’la epey çalıştıktan sonra aktör artık hazırdı.

En gösterişli kostümler elbette ki Ravenna’ya aitti. Magnus, zengin bir krallığı idare eden iyi bir kralken, katili bunun tam tersiydi. Doğal olarak onun bu zalimliği de armasına yansıyacaktı. Ravenna’nınki, bir zamanlar verimli olan bu toprakların üzerindeki karanlık gücü sembolize etmeliydi. Amblemindeki ağaç ölü ve kapkara. Hiç meyvesi yok.

Atwood ve yetenekli ekibi çok yoğun çalıştı. Tasarımcı şöyle konuştu: “1,80 metre boyundaki birine kostüm yapmak müthiş ama Ravenna gibi bir karakter; kostümü taşıyacak Charlize Theron gibi bir oyuncu olmazsa olmaz. Kostümler ağırdı, bu da bazı oyuncular için çok yorucu olabilir.”

Ravenna aracılığıyla Atwood’un, şeytanı farklı bir şekilde kişiselleştirmeye çalıştı: Biraz kırılgan bir yöntemdi. Ravenna hikâye içinde 12 büyük kostüm giyiyor. Her biri el yapımı ve yüzlerce saat çalışma gerektiriyor. Hazırlanmak için Atwood, Theron’la karakteri uzun uzadıya konuşmuş. Tasarımcı anlatıyor: “Charlize, eğlenmek istedi. Kraliçenin bildiğimiz klişe şeytanlığında takılı kalmak istemedi. O da bir insan olsun istedik. Kraliçe olarak görevleri var, duyguları var, geçmişi var. Ama hikâye ilerledikçe deliliklerini yapıyor. Dünyası yerle bir oluyor. Deliliği baş gösterdikçe ben de materyalleri ve kıyafetlerinin hissiyatını değiştirmeye başladım. Başlangıçta kostümlerinin gerçek şekilleri vardı ama ilerledikçe spektral ve böceğimsi bir şekil alıyor. Onun için böyle bir metamorfoz kurguladım.”

Genç cariyelerin gençliğini alan Ravenna, etrafındaki her kesin ve her şeyin güzelliğini çalıyor. Bu şölen bitince de dünyası bozulmaya başlıyor. Atwood şöyle diyor: “Altın elbise ve pelerin değişince, Ravenna’nın güzelliğinin de değiştiğini görüyoruz. Ravenna, güzelliğini zorla ele geçiriyor ama Pamuk Prenses’in içi güzel. Hikâye boyunca ilerlediğini görüyoruz. Hikâyedeki ve dünyadaki iki tür güzellik arasındaki alegorik karşıtlık bu.”

Kraliçe’nin kostümleri çok çarpıcı. Ravenna’nın değişim pelerinini – kuzgun pelerini – Atwood’un tasarımından yola çıkarak usta bir terzi dört haftada dikmiş. Üzerindeki her bir tüy elle uygulanmış. Ravenna’nın kuzgun pelerini tam bir zanaatkâr işiydi ve bunlar hiç de ucuza gelmiyor. Toplam maliyeti 20 bin sterlin tuttu.

Theron, tasarımcıyı överek Atwood’un “şeytanın ayrıntıda gizli” olduğundan emin olduğunu belirtiyor. Oyuncu anlatıyor: “Colleen, hikâyenin temalarını çok iyi anlamıştı. Bunun sadece güzellikten ibaret olmadığını biliyordu. Ravenna’ya göre her şeyin belli bir görünümü vardı çünkü onun hayat felsefesi buydu. O, erkek dünyasında yaşıyor. Annesi ona, ancak güzel olursa erkekler tarafından kabul göreceği söylenmişti.”

Theron sözlerine şöyle devam ediyor: “Kostümlerin görkemli olacağını biliyordum ama Colleen bunu başka bir seviyeye taşıdı. Her kostümde şunu fark ettim: Hiçbiri göründüğü gibi değildi. Bir anlamda bu elbiseler, Ravenna’nın işkence aletiydi. Buna bayıldım çünkü bence Ravenna, öldürdüğü kişilerden ziyade kendine daha çok işkence ediyordu.”

Kraliçeyi oynayacak oyuncuyu giydirmek pek de kolay değildi. Özel efekt makyajlarına alışkın olan Theron da, Ravenna’yı yaşlandırma makyajının 2-6 saat arası bir zaman alabileceğini biliyordu. Hatta sabahın kör saatinde, kostümlerin giydirilmesinden çok önce sete gidiyordu.

“Pamuk Prenses ve Avcı” için Atwood’un tasarım ekibi dünyanın her yanından materyal topladı: Tayland’dan böcek kabukları, Türkiye’den kumaşlar, Çin’den payetler ve tanınmış tasarımcı CATHY WATERMAN’ın seçkin mücevherleri. Ekip, çekimlerin en zorlu gününe, 400 figürana ortaçağ kıyafeti giydirileceği güne böyle hazırlandı.

                                   KÜÇÜK YETENEKLER
                        CÜCELERİN GÖRSEL VE SES EFEKTLERİ

Sanders kendini, sırf yapmış olmak için görsel efekt yapmakla ilgilenmeyen pratik bir yönetmen olarak görüyor. Hâlihazırda kamerada yakalanmış görüntüleri büyütmek için görsel efekt kullanmayı tercih ediyor. Çekimler sırasında görüntülerin yüzde 90’ı, fiziksel setlerde veya sınırlı yeşil ekranla dışarıda çekildi. Fakat Sanders ve görüntü yönetmeni Greig Fraser için en büyük zorluklardan biri cüceleri kameraya almak ve diğer kadro oyuncularının yanında onları olduğundan küçük göstermekti.

Karakterlerin ekrandaki görüntüsüyle ilgili özel görünümler yaratmak için birçok teknik kullanıldı. Bir potansiyel çözüm yapımın Görsel Efekt Süpervizörü (ve bir de ikinci ekip yönetmeni) Sanders’ın uzun zamandır birlikte iş yaptığı CEDRIC NICOLAS-TROYAN’dan geldi. Troyan anlatıyor: “Efekt süpervizörü yaratıcı bir soruna teknik bir çözüm bulmaya çalışır. Ben, tanınmış oyuncuların, nasıl normal boyutlarının yarısı olarak gösterilebileceğine dair bir fikir bulmalıydım.”

Troyan yönetmene, yapımcılara ve stüdyoya, oyuncuların bacaklarını “kısaltacağı” bir konseptle geri döneceği sözünü verdi. Bu, aktörleri ekranda daha küçük gösterecek olsa da kullanıldığı takdirde bütçe artacak, gereken zaman aralığı da uzayacaktı. Dolayısıyla filmin gösterim tarihi yetişmeyecekti. Troyan şöyle diyor: “Her cüce gördüğümüzde görsel efekt kullanamazdık yoksa hiçbir şekilde ilerleme kaydedemez, filmi yetiştiremezdik.”

Görsel efekt süpervizörü, bir işi halletmenin birden fazla yolu olduğunu çok önce öğrenmişti. Şöyle diyor: “Çok eski usul teknikler kullandık. İzleyicilerin aklındaki boşlukların doldurulmasına yardımcı olacak platformlar mesela. Bazı sahnelerde oyucuyu çekip bacaklarını kısalttık, diğerlerinde yüzleri değiştirdik.”

Görsel fefekt yapımcısı LYNDA THOMPSON ekliyor: “Çekimin çerçevelendirmesiyle de alakalı bir durum. Oyuncuların ayaklarını görmüyorsanız, zemin hizasında yürüyor gibi görünürler. Cüceleri canlandıran asıl oyuncular, onların 60 santimetre altında yürüyorlar. Dolayısıyla çekimin çerçevelendirmesi onları daha kısa gösteriyor. Çekimlerde bu çok yardımcı oldu.

Daha geniş açılı çekimlerde oyuncular daha kısa boylu olan dublörleri giydirildi ve asıl karakterlere benzetildiler. Bu sayede zaman kazanıldı ve yönetmenle sinematograf fiziki olarak çekim yapabildi. Thompson anlatıyor: “Dublörlerin yakın plan çekimleri var ve orada asıl oyuncular olmadığı belli oluyor. O sahnelerde yüz değişikliği yaptık.”

Cüce Protezleri ve Tasarımları

Asıl oyuncular ve dublörleri için kamera hazırlıkları, diğer oyuncular ve yapım ekiplerinin eve dönüş saatlerinde de başlayabiliyordu. Saç departmanı sorumlusu LUCA VANNELLA ve makyaj departmanı sorumlusu SHARON MARTIN’in gözetimi altında protez, saç ve makyaj ile bazı kostümlerin giydirilmesi uzun zaman aldığından, oyunculardan ve yapım ekibinden bazıları çok erken saatlerde uyanıyordu.

Protez tasarımcısı DAVID WHITE ilk tasarımlarını, Sanders’ın cücelerde olmasını istediği ve istemediği özellikleri baz alarak yaptı. White anlatıyor: “Rupert sivri uçlu kulaklar, kocaman çeneler falan istemedi. Bakış açısı çok farklıydı ama vizyonu muhteşemdi. Rupert size çok net bir yol çiziyor, siz de ona uyuyorsunuz. Kesinlikle işe yarıyor.”

White, cücelerin görsel gelişiminden sorumluydu. Detaylı protezlerle oyuncuların belli özelliklerini vurgulaması gerekiyordu. Bu özellikler abartı olmamalı ama her birini de benzersiz kılmalıydı. White anlatıyor: “Belli özellikleri nasıl ele alacağımızı oturtmadan önce önemli olan bütün oyuncuları bu işe dâhil etmekti. Daha önce böyle cüceler görmedim ama filme cuk oturdular.”

Silikon bazlı maddeler kullanarak White ve ekibi, oyuncuların protezlerle rahat hareket edebilmesini sağladı. “Bu protezler öyle ince ki, bunları takan oyuncular rahatlıkla hareket edebiliyorlar, çok esnekler. Ama cücelerin dublörleri ayrı bir mesele oldu. Protez makyajında bambaşka bir yapıya sahiplerdi.”

Asıl oyuncuların dublörlerine, onlara benzeyecekleri biçimde makyaj yapılması gerekiyordu. Ama boyut ve kafa şekli farklılıkları yüzünden bambaşka protezler kullanılmalıydı. White şöyle diyor: “Bazı dublörlerin protezleri maske havasında ama yine de çok ince, esnek ve pratik. Bütün farklı unsurlara yer verdik ve asıl oyuncuların tipini, bambaşka bir tasarımla başka birine uyguladık. Tüm karakterlerimizin güçlü tasarımları olması çok iyi oldu. Uzaktan belli oluyorlar ve müthişler. Kameranın onlara bu denli yaklaşabilmesine inanamadım.”

Bütün cücelerin farklı protez tasarımları, makyajı, saç stili ve sakalı vardı. Dolayısıyla oyuncular sabah 2:30-3:00’ten itibaren protez karavanında oluyordu. White anlatıyor: “Onları kamera karşısına geçmeye hazırlamak için birçok farklı süreçler vardı. Bir karavanda sekiz cüceyle uğraşıyorduk.” Yetmedi mi? Sekiz cüce ve sekiz dublörle beraber en az 16 cüce oluyordu. Bunlara bazı sahnelerdeki aksiyon dublörleri de ekleniyordu.

Bu oyuncuların sandalyelerinde oturarak geçirdikleri zaman göz önünde bulunduran White, departmanındaki hangi sanatçının hangi oyuncuya atanacağı ya da oyuncuların karavanda nereye yerleştirileceğine dair epey bir kafa patlattı. White şöyle diyor: “Karavanımın bu kalibrede İngiliz oyuncularda dolduğunu hiç hatırlamıyorum. Olağanüstüydü. Ortam çok canlıydı ama oyuncuların tamamı söz konusu iş olduğunda çok disiplinliydi. Her zaman vaktinde geliyorlardı. Hepsinin bu süreçle başa çıkmak için farklı yöntemleri vardı: Kimi kestirdi, kimi kitap okudu, kimi müzik dinledi.”

Hazırlık çalışmalarına rağmen cüceleri canlandıran oyuncular bu mücadeleye hazırdı. Winstone şöyle diyor: “Zordu ama iş bittiğinde ve yaptıkları çalışmanın kalitesini gördüğümüzde, geçirdiğimiz her saniyeye değdiğini anladık. Dâhiceydi.”

Eskiden protezler köpük lateksten yapılırdı ama materyal çok yoğun olduğu ve yarı saydamlığı bulunmadığı için efekt yaratmak için boyanması gerekiyordu. Lateks kullanımı ışıklandırmaya daha çok baskı eklediği için, günümüzde silikon tercih ediliyor. White, silikonun müthiş özelliklerini övüyor ve ekliyor: “Oyunculara uydurmak için yoğunluğu ve rengi değiştirebiliyoruz.”

Her çekim gününde en az sekiz ana sekiz de dublör cüceye protez yapması gereken White ve ekibi, 400’den fazla protez seti hazırladı. Gün sonunda da bu sayı hep artı. Örneğin ana protezdeki tek bir kaş 300 hamlede yapıştırılıyordu. İki çift için bu sayı 600 oluyordu. Bir de bunu 400’le çarpın!

Hareket Etmeyi Öğrenmek

Kostüm, saç, makyaj ve protez departmanları, asıl oyuncularla dublörlerinin görüntülerini birleştirmekle uğraşırken, PETER ELLIOTT da bunlarla uğraştı. Donanımlı hareket yönetmeni 50’den fazla sinema filminde çalıştı. Bunlar arasında “Sisteki Goriller”, “Greystoke: The Legend of Tarzan, Lord of Apes” gibi klasiklerin yanı sıra “Arkadaşım Canavar” ve “Otostopçunun Galaksi Rehberi” gibi günümüz filmleri de yer alıyor.

Elliott’ın, bu filmde ana oyunculara ve onların dublörlerine tavırları hareketlerine nasıl yansıtacaklarını öğretmesi gerekiyordu. Bunu yapmak için oyuncu kadrosuyla birlikte çalışıp aynı rolü oynayan iki oyuncunun da yapabileceği bir yürüyüş şekli yarattı. Daha sonra her bir çiftin, karakterlerine özgü bir yürüyüşü öğrenmesi gerekti.

Elliott anlatıyor: “Bu yoğun provaları da yaptığımız üç haftalık bir zaman dilimi tanındı bana. Önce sadece jenerik yapıyı oturtmak için dublörlerle başladım. Daha sonra ana oyuncularla birlikte yürüyüş çalıştık. İnsanlar, bir kişinin yürüyüşü gibi bir şeyi değiştirmenin ne kadar zor olduğunun farkına varmıyor… Üstelik bunu çok doğalmış gibi göstermeniz gerekiyor. Bunu çok kısa bir zaman diliminde yapmalıydık ama sonunda başardık.”

Oyuncuların yürüyüşleri için gerçekten değiştirmek zorunda kaldıkları bir şey de ağırlık merkezleriydi. Elliott anlatıyor: “İki ayak üstünde durduğumuzda ağırlık merkezimiz tamamen dengede ve ortadaydı. Adım atarken tek bacaktan ağırlığı bırakmak için arkaya doğru hafifçe eğiliyorduk. Böylece bacağımızı öne atmak için ağırlığımızı bırakmış oluyorduk. Ağırlık merkezimiz an be an bir öne bir arkaya gidiyordu.”

Bu durum kısa boylu ve uzun boylu oyunculara göre de değişiyordu. Elliott şöyle diyor: “Dublörlerimizin tamamen farklı yürüyüşü vardı. Bacakları daha kısaydı ve bunu başarmak için asıl oyuncuların sahip olduğu mesafeye sahip değillerdi. Onlar da ağırlık merkezlerini bir taraftan diğer tarafa almak zorunda kaldılar. Dolayısıyla da yürüyüşlerinde doğal bir değişiklik oluştu.”

Cücelerimiz içinse bu, yepyeni bir tecrübeydi. Frost anlatıyor: “Cücelik eğitimi almak zorunda kaldık. Dünyanın en iyi hareket koçlarından biri olan Peter Elliott, haftalar boyunca bize belli bir şekilde yürüme eğitimi verdi. Bu, setteki cüceler arasında dalga konusu oldu. Birinin ‘küçük adımlar’ diye bağırdığını duyuyordunuz ki Peter bize haftalar boyunca bambuyla vururken böyle bağırmıştı.”

Cüceleri Giydirmek

Asıl oyuncular ve dublörlerin protez, saç veya peruk uygulamaları ve makyajları bittikten sonra, nihayet sıra kostümlerine gelmişti. Atwood anlatıyor: “Cüceler benim için en büyük zorluklardan biriydi çünkü karakterlerin her birinin kişiliği de farklıydı. Matematiksel olarak basitti çünkü önemli olan orandı ama asıl oyuncu ve dublör arasındaki baş-omuz oranını doğru tutturabilirsem bu sefer vücut oturmuyordu. Sonunda bazı oyuncu ve dublörlerde vücutların birbirine uygun olması için vücut giysileri kullandık, asıl oyuncuda da cücelik özelliğini abarttık.”

Vücut giysileri her asıl oyuncu ve dublörün vücut şeklini yeniden yaratmak için özel olarak tasarlanmalıydı. Sahiden de oyuncunun metodolojisini değiştirmek niyetiyle yapılmışlardı. Kostüm tasarımı, giysi tasarımının ardındaki teknik ayrıntıların oldukça önemli bir parçası hâline geldi.

Bu hikâye fantezi dünyasında geçse de yine de inandırıcı bir zaman diliminde olmalıydı. Yapım öncesi sürecin başlangıcından itibaren Atwood, Sanders, protezi, saç ve makyaj ekibiyleiş birliği içinde çalıştı. Kostüm tasarımcı şöyle diyor: “Rupert, ‘Pamuk Prenses ve Avcı’nın masaldan hangi açılardan farklı olmasını istediğine dair bizlerle konuştu.”

Yakından bakarsanız Atwood’un kostümlere incelikle karakterlerin kişiliklerini yerleştirdiğini görürsünüz. Atwood anlatıyor: “Duir ve Coll, kaba görünümlü kankalar. Onların silahı olmalıydı. Muir ve Quert daha ağırbaşlı, ruhani bir yanları var. Nion dışadönük ve komik. Bir de deneyimli denizciler Beith ve Gort var. Bu adamlar ondan bundan bulduklarını topluyor, hırsızlık yapıyor ve ormanda bu hazineleri zulalıyordu. Ama üzerlerinde de biraz para bulunuyordu.

AYNA ADAM VE BÜYÜLEYİCİ YARATIKLAR DESTANA EKLENEN GÖRSEL EFEKTLER

Farklı departman sorumlularının iş birliği yapmasını gerektiren karakterler sadece cüceler değildi. Sanders, mümkün olduğunca kamera çekimi yapmak istese de, karakterin sahneye taşınması için görsel efekt sihrine ihtiyaç duyduğu birçok şey vardı. Sanders’ın hayalindeki dünyayı yaratmak için, yönetmen ve sorumlu yapımcı Borders, dünya çapında sekiz tedarikçinin yardımını aldı.

Görsel efekt yapımcısı Thompson anlatıyor: “Bu filmle ilgili ilk görüşmem Rupert ve Cedric Nicolas-Troyan’laydı. Rupert’ın yapmak istediği senfonik şiirle ilgili görüşmüştük. Bir anlamda bir satış aracıydı ama stüdyoyu hayrete uğrattı çünkü Rupert’ın ne başarmak istediğini anlatıyordu. Açıkçası inanılmazdı. Film konusunda beni heyecanlandırdı ve filme sadece hazırlanma planı yaparken, aklımı başımdan aldığı için film üzerinde çalışmayı bir türlü bırakamadım.”

Thompson’ın ekibinin, her bir alanda farklı bir taşeron çalıştırması gerekiyordu. İşleri kolaylıkla bölüştürebildiler çünkü filmde zaten karakterler ve uzmanlık alanlarıyla doğal bölünmeler vardı. Bunlara cücelerin yaratılması, Büyülü Orman yaratıkları, iyi periler, karanlık periler, set uzantıları, yüz değiştirmeleri, karakter yaşlandırması ve dönüşümleri, ve tabii ki Ayna Adam vardı.

Görsel efekt uzmanları Nicolas-Troyan ve PHILIP BRENNAN’ın gözetimi altında şirketler birçok şey başardı. Bu başarıları şöyle sıralayabiliriz: Rhythm&Hues, cüceleri, Büyülü Orman yaratıklarını, bilgisayar grafiğiyle yapılan iyi perileri, trolleri ve kuzgunları; Double Negative Visual Effects, Karanlık Orman yaratıklarını (karanlık periler dahil) ve Ravenna’nın Gölge Ordusunun dağıldığı anın görsel efektlerini yaptı. Pixomondo, Ravenna’nın Gölge Ordusunun yaratılmasının yanı sıra kalabalık kopyalamalarını ve set uzantılarına yardımcı oldu; The Mill, Ayna Adam’ı geliştirdi, Blue Bolt Kral Magnus’un sarayını (ve Ravenna’nınhakimiyet sürdüğü sarayı) tasarladı, Ravenna’nın saldırısı sırasındaki set uzantılarını, dijital matları ve bilgisayar grafikli ateş toplarını koordine etti, Base Balck dijital matları ve set uzantılarını yürüttü, Lola VFX, cücelerin görselleştirilmesine yardımcı oldu, Ravenna’nın yüz yaşlandırmasını ve yüz değiştirmelerini, donmuş durumdaki Pamuk Prenses’in görsel efektlerini koordine etti; Hydraulx da bilgisayar grafikli kılıçları yarattı ve Ravenna’nın geçişlerini düzenledi.

Ravenna’nın ayna odasının içinde duvara asılı ikonik bir sihirli ayna var. Bu çok sevilen ama lanetli eser zamanla fiziksel bir varlığa dönüşüyor. Ravenna, kendi görüntüsüne o kadar takmış ki ayna, onun ruhunun ve karanlık bilinçaltının bir yansıması hâlini alıyor. Ayna, Ravenna’nın gerçekten de neye dönüştüğünü ortaya çıkarıyor. Ayna, bilinçaltının bildiği şeyi ona söylüyor. Bu, Ravenna’nın başka kimsenin görmesine izin vermediği bir gerçeyi gösteriyor.

Sanders’ın Ayna Adam’ına ilham veren, Londra’da yaşayan İrlandalı sanatçı KEVIN FRANCIS GRAY’in “Face-Off” adındaki heykeli olmuş. Nicolas-Troyan anlatıyor: “Ravenna’nın aynadaki görüntüsünü kameraya çekmemiz gerektiğinden, Ravenna’nın kendini görebileceği sahte bir Ayna Adam yapmamız gerekiyordu. The Mill’deki ekip bunu tamamen bilgisayarla yaptı. Ayna Adam ne tamamen katı ne tamamen sıvı. Bu, Ravenna’nın karakteri sürekli değiştiği için bilerek yapılan bir şeydi.”

Ayna Adam sahneleri için Theron, içine kırmızı kamera yerleştirilmiş bir figür karşısında rol yaptı. Böylece asıl sahnede yansımasının nasıl olacağının kaydı alındı. Aynı zamanda Ayna Adam’ın sesi (CHRIS OBI) sahne arkasında oyuncuya sufle veriyordu.

Peki Ayna Adam gerçekten var mı? Onu bir tek Ravenna mı görüyor? Sanders ve yapımcılar, seyircilerin istediğine inanmasını istiyor.

Bir tek bu sekiz şirketle iş bitmiyordu tabii. Filmin her yerinde özel efektler var. Özellikle de Ravenna’nın yarattığı kış dünyasında. Örneğin, Pamuk Prenses’in annesinin kara düşen kan damlaları için Sanders sahte kanı fazla sahte bulmuştu. Peki kolay bir çözüm? Yönetmen, efektçilere kendinden kan aldırdı ve karlı alanda onun kanını kullandılar.

KARANLIK SARAYLAR ve 800 YILLIK MEŞELER SET TASARIMLARI VE MEKÂNLAR

Pamuk Prenses’in yaşadığı dünya’yı “Medusa Darbesi”ndenDominicWatkins neredeyse tamamını İngiltere, Buckinghamshire’daki Pinewood Studios setlerinde tasarlayıp yarattı. Sanders için çekim yapacak gerçekçi setlerin olması çok önemliydi.

Elbette tahmin edileceği üzere bu, muazzam bir prodüksiyondu. Sanders, yapım tasarımcısının çalışmalarını anlatıyor: “Onca set olmasına rağmen Dom, müthiş bir iş çıkardı. Artık bu kadar iş olduğu için gülüyorduk. Her hafta sonu üç-dört set daha inşa ediyordu. Pinewood adeta bir labirente dönüştü. Hammond’ın sarayından Ravenna’nın sarayına, oradan da troll köprüsüne geçiyordunuz. Trol köprüsü, buzdan bir atığa dönüştürülürken bir tane de köy olmalıydı. Her şey kelimenin tam anlamıyla sıkıştırılmıştı. Dom, mali, yaratıcı ve uygulama açısından bunu yapabilmek için çok uğraştı. Muazzamdı.”

Pinewood’da inşa edilen 23 kadar setten en büyüğü, Ravenna kendisini öldürüp krallığın hayatını söndürmeden önce vaktiyle Kral Magnus’a ait olan etkileyici saraydı. Saray, Pinewood Studios’un yanındaki otoparkta inşa edildi. 24 haftada inşa edildi ve film çekimleri için 4 hafta kullanıldı.

Sanat yönetmeni süpervizörü DAVE WARREN şöyle diyor: “En büyük harcamayı ona yaptık. Dominic ve Rupert’ın aklında saraya sadece sahilden girilmesi fikri vardı. Bir adada çok da güzel bir kumsal bulunca da sarayın tasarımı geliştirildi.”

Warren’ın bahsettiği kumsal, Galler’da, Pembrokeshire’deki Marloes Sands’de yer alıyor. Orada ana ekip, Stewart’ın Pamuk Prenses, Hemsworth’ün de Avcı olarak, askerleriyle birlikte destansı bir savaşa girdiği sahneyi bir hafta boyunca çekti. Sahildeki sahnelere çarpıcı fon da eşlik etti. Sahildeki taşların benzersiz bir yanı olduğu için, sanat departmanı taşları “sıkarak” onlardan bir kalıp oluşturdu. Bu teknik sayesinde Pinewood’daki sarayın içinin görüntüsünü tekrar yarattılar.

Tekniği şöyle anlatabiliriz: Sıkma işlemi için gerekli alan katman katman silikonla boyanır, bir de ağa benzer bir katman hazırlanır. Daha sonra bu sete sokulur. Bu kalıp, plaster veya köpükle desteklenerek Pinewood Studios’daki atölyeye yollanır. Silikon kalıbı daha sonra istenen şekil veya dokuyla yeniden oluşturulur. Tretower Köyü taşları, Iver’daki yerel bir kilisenin duvar dokusu, Londra’daki St. Bartholomew Kilisesi’nin kolonları da bu yöntemle yapılmıştır.

Pinewood’da yer alan Kral Magnus’un ve Dük Hammond’a ait olan sarayları yaratmak için 185 bin metrekare plaster taş (polistiren)  ve 700 tabaka çeşitli damarlı taş kullanıldı.

Kraliyet sarayı, zaman içerisinde farklı aşamalardan geçiyor. Magnus’un krallığı sırasında renkli bayraklarla süslenen duvarlar, açık renkli kıyafetler giymiş saray mensupları var. Ağaçlar ve çiçekler tomurcuklanmış. Magnus’un zamansız ölümünden sonra saray, Ravenna’nın karanlık standartlarına göre yeniden dekore edildi. Kötü kraliçenin içinde atan zehirli kalbine istinaden, her yer ölü sarmaşıklarla ve yırtılmış kırmızı bayraklarla dolu.

Ravenna’nın kraliçeliği sırasında bulunan sarmaşıklar, Liana sarmaşığı. Malezya’da yetiştirilen bu asmalar çekimlerde kullanılmak üzere İngiltere’ye yollandı. 12 metrelik bir deniz konteynırıyla Pinewood’a getirildi.

Çekim programının önceden belirli olmaması sebebiyle sanat departmanı sarayın görüntüsünü birkaç kez değiştirmek zorunda kaldı. Sanders’ın gerekli olan çekimlerini tamamlamak için, bir Magnus’un bir Ravenna’nın sarayına geçiş yapıldı. Her bir geçiş çok kısa bir süre aldı (sadece 2,5 gün). Tabii bu değişimi yapmak için fazlasıyla çalışmak gerekiyordu.

Okuyucuya, set tasarımı ve inşaat sürecinin hazırlıklarıyla ilgili şöyle bir istatistik özeti geçebiliriz: Saray bahçesindeki elma ağacını kaplamak için 15 bin yapay elma çiçeği kullanıldı. Bu ağaca çiçekler, 60 bin zımba teli ile tutturuldu. Boyları 3-10 metre arasında değişen 1500 ağaç kullanıldı. Bu ağaçların hepsi Black Park Ormancılık Programı’nın bir parçası olarak parkı savaş öncesi hâline dönüştürmek için kullanıldı. Yaklaşık 3000 suni döşeme plağı üretildi, Büyülü Orman’daki ağaç da 2317 ayrı çelik parçadan yapıldı.

Mercer, Sanders’ın bu büyüleyici kararlarından çok etkilenmişti. Yapımcı, yönetmenini övüyor: “Rupert’ın film tasarımına yaklaşımı şöyleydi: Her şey biraz büyütülecek veya ya da o peri masalı bölgesine sokulacaktı ki fazla sıradan ve fazla tanıdık gelmesin, ama aynı zamanda size kendinizi doğru yer de ve ruh hâlinde hissettirsin. Mesela, boyut onun için çok önemliydi. Pamuk Prenses ve Avcı, herhangi bir ağacın değil, 60 metrelik bir ağacın yanından geçiyorlar. Dalları falan normal değil. Dallar çok tuhaf ve Pamuk Prenses’in ormandaki yolculuğunu da tuhaf bir hâle sokuyorlar. Tepkilerimizi bir tık öteye götürüyor, iyice diken üstünde oluyoruz.”

Dük Hammond’ın sarayının inşasına ek olarak, yapım tasarımcısı Watkins, sanat yönetmeni Warren ve ekipleri, daha önce Galler’de dış mekânda çekilmesi planlanan kraliyet köyünün inşasına girişti. Lojistik, set dekorasyonu ve çekim üzerinde kontrol sağlamak açısından köyün inşa edilmesi gerekti. Sarayda olduğu gibi köy de iki farklı hükümdar yönetimi altında iki farklı aşamadan geçiyor. Magnus’un köyü parlak renklerle dolu, mutlu bir halka sahip ama Ravenna’nın ki yanmış kül olmuş, alacakaranlık hissi veren bir şey.

“Pamuk Prenses ve Avcı”da kullanılan hasır kamış, çok eski bir tür. Özellikle Somerset’te dam örtüsü olarak kullanılmak üzere yetiştirilirlermiş. 1920’lerin makineleri kullanılarak toplanmışlar. Bölgede yaşayan domuzlar, köy setindeki sazları fark edince yaklaşık 17.10’da toplu halle mısır koçanlarını yemek için Pinewood’a geldi.

Watkins’in set tasarımları, bakanı hayrete düşürürken, ekibinin de herhangi bir yeri veya ormanın normal bir köşesini görkemli bir şeye dönüştürmesi de eşsizdi. Tanıdık çekim mekânlarını, tanıması mümkün olmayan çok güzel set parçalarına dönüştürdüler. Pinewood’un arkasındaki iki parça topraktan bir trol köprüsü ya da eskiden sıkıcı bir yeşil park alanından Büyülü Orman’ın çıkacağını kim bilirdi?

Büyülü Orman için de Karanlık Orman içinde birçok farklı mekân kullanıldı. Kraliçenin arka bahçesi için de Windsor Great Park’taki BearsRails kullanıldı. “Büyülü Orman’ı Kraliçenin arazisinde çektik. Windsor Sarayı’nın arkasında çok güzel bir yer. Oradaki geyik ve geyik türlerinin kökeni V. Henry dönemine kadar uzanır. Yüzyıllık ağaçların arasında çekim yaptık.”

BearsRails, eski ağaçlarla dolu arazisi için seçildi. Burada eskiden gemi inşasında kullanılan 800 yıllık meşe ağaçları var. Burnham Beeches, Langley Parkı ve filmlerde çok sık kullanılan, Pinewood Studios’un yakınlarındaki Black Parkı da Tapınak ve Karanlık Orman arasındaki yolculuğun bir parçasını oluşturdu. Buna ek olarak aşina olduğumuz bir mekân, Bourne Woods da, hikâyemizin başlangıcında Kral Magnus’un Ravenna’yı kurtardığı destansı savaşaa ev sahipliği yapıyor. Tabii Magnus, ertesi gün bu sonsuz güzelliğin kurbanı oluyor.

SADİBEY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder